Skopelos Adası Rehberi

Skopelos Adası

Sporadas adalar grubuna bağlı adalardan biri olan Skopelos Adası,  Ege adalarının bir çoğunun aksine, bereketli topraklara sahip ve göz alabildiğine asırlık çam ormanları ve zeytinliklerle kaplı. Çam ormanlarının denize  kadar uzandığı tertemiz  koyları ile kelimenin tam manasıyla  cennet gibi bir ada.

skopelos
Skopelos eski kasabanın rıhtımdan görünüşü.

Turizmden önce, ana geçim kaynağı zeytincilik olan ada, zeytinleri ve zeytinyağlarının lezzetiyle de ün yapmış.  60‘lı yılların başında, ada halkı zeytinliklerini feda etmek istemeyince, buraya yapılmak istenen havalimanı Skiathos’a yapılmış.

skopelos-2
Limandaki geleneksel balıkçı kayıkları.

Bence böyle olması ada için daha iyi olmuş çünkü hem özünü hem yapısını çok daha iyi korumuş; ama ulaşımının zor olması yüzünden de hiç bir zaman Skiathos kadar popüler olamamış. Tabi bu durum  Hollywood’un ‘Mamma Mia’ müzikalinin film versiyonunu burada çekmesiyle değişmiş. Filmin vizyona girmesinden ve elde ettiği başarıdan sonra popülerliği hızla artan ada, artık ‘Mamma Mia’ adası olarak da adlandırılıyor.

Daha önce de dediğim gibi popülerliği son yıllarda artsa da hala  çok güzel  ve yoğun turizmin yıkıcı etkileri ile bozulmamış bir ada. Uygun konaklama fiyatları, denizinin  temizliği, gözün gördüğü her  yerin yemyeşil olması ve yüksek hizmet kalitesi ile mutlaka rotanıza eklemeniz gereken bir  yer. *

* Skopelos videolarının keyfi en iyi  yüksek çözünürlükte çıkar 😉 bunun için videolardaki ayarlar ikonundan  ( videoların sağ altındaki  YouTube yazısının yanındaki ikon)  kalite olarak 1080p50hd veya 7520p50hd’yi seçiniz

Skopelos Adası – Nerede Kalınır ?

Rıhtım hattı ve çevre yolu  ( Ring Road )  arasında kalan eski merkeze, yollar çok dar olduğu için, arabayla girmek mümkün değil. Bu yüzden, rıhtım hattı veya çevre yolu üstündeki ya da yakınındaki otellerde kalmak daha mantıklı. Çevre yolu deyince aklınıza büyük şehirlerde ki gibi çevre yolları gelmesin 🙂  Bu yol adayı baştan başa dolaşan, yeşillikler içinden gittiğiniz, iki şeritli harika manzaralara sahip bir yol. Biz, çevre yoluna yakın, bir zeytinliğin içinden  geçerek ulaşılan,  ‘Albotros’ pansiyonda kaldık. Merkeze yürüyerek 10 dakika uzaklığında olması, kendine ait park yeri ( adalarda nadir rastlanan bir durum) ve fiyat performans oranından dolayı seçtiğimiz bu pansiyondan oldukça memnun ayrıldık. Pansiyona  8 gece için oda başı 204 euro verdik.

Baştan belirtmeliyim ki bu pansiyon herkes için uygun olmayabilir. En basitinden duşlarda duşa kabin bile yok. Odalar son derece sade döşenmiş ve sadece ihtiyaç duyacağınız şeyler var. Pansiyonun içinde de hafif bir rutubet kokusu var. Fakat hem pansiyon hem de her gün temizlenen odalar tertemiz.  Ayrıca her odanın kendine ait büyük bir balkonu var.

Pansiyonun en büyük artılarından biri, ortak kullanıma açık olan, tam donanımlı mutfağı. Burada isterseniz yemek yapabilir veya bizim yaptığımız gibi aldığınız kahvaltılıkları ve  çayı hazırlayıp, pansiyonun önündeki bakımlı bahçede, begonvil ağaçlarının altında keyifle kahvaltınızı yapabilirsiniz.

Bütün bunların yanında en çok hoşumuza giden, pansiyonu işleten Yunanlı ailenin son derece sıcakkanlı ve misafirperver olmasıydı. Özellikle tek kelime İngilizce bilmeyen babaannenin her gün bize önerilerde bulunması ( Resmen işaret diliyle anlaşıyorduk ),  sabahları  kendi yaptığı kekleri, börekleri, sıcak sıcak  getirmesi ve her gün 6 kişilik grubumuza yaptığı ‘greek coffee’leri ikram olarak  sayması hoş jestlerdi.

Skopelos Adası – Nerelere Gidilir  

Merkez

Adada yaşayanların adlandırışıyla ‘Chora’, adanın başkenti ve ana limanı. Etrafı yemyeşil çam ağaçlarıyla çevrili, beyaz badanalı, kiremit çatılı, birbirine bitişik evlerin tıpkı bir amfi tiyatro gibi tepelere kadar  çıktığı  Chora, çok güzel bir kasaba.

Chora’yı rıhtım hattı ve rıhtım hattının üstü olmak üzere iki kısma ayırabiliriz. Yaklaşık 1 km’lik rıhtım hattı her daim canlı ve haraketli. Tavernalar, restoranlar, kafeler ve barlar hep bu hat üzerinde yan yana dizilmiş. Burası, akşam saatlerinden itibaren, adalıların ve turistlerin gezinti yeri. Rıhtım hattının bir üst paralelinde ise çarşı kısmı var. Butikler, hediyelik eşya satan dükkanlar, ağırlıklı olarak burada toplanmış. Tabi aralarda tek tük barlar, kafeler ve tavernalar da var. Daha yukarılara doğru ise ada halkının yaşadığı mahalleler var. Aynı zamanda eski şehrin içinde de çok sayıda olmasa da pansiyon ve butik oteller mevcut.

skopelos-5
Eski kasabanın tepelerinden bu görüntüye bakıp etkilenmemek ne mümkün.

Chora’nın rıhtımdan tepelere kadar olan kısmı mutlaka gezilmeli. Devamlı bir yerlere dönen, birbirini kesen, labirenti andıran dar sokaklarda kaybolmak çok kolay. İşte tam da bu yüzden Chora’yı gezmek için  belli bir başlangıç ve bitiş noktası yok. Ama bir başlangıca en yakın nokta rıhtımın sonunda, rıhtıma yukardan bakan, kiliseye çıkan merdivenler.  Bu merdivenleri, hiçbir yere sapmadan takip ederseniz, sizi kasabanın  en tepe noktasına götürecek.( Merdivenleri çıkarken sık sık arkanıza bakmayı ihmal etmeyin çünkü  müthiş manzaralar sizi bekliyor. )  Eskiden bir Venedik kalesinin olduğu bu tepede şimdi bir taverna var. Burası, Skopelos’u gören en  güzel  izleme noktası. Buradan sonra iki şekilde devam edebilirsiniz: Ya tavernanın arkasındaki merdivenlerden, eski kalenin kalıntılarının arasından aşağıdaki  küçük meydana inip sonra sola döneceksiniz ya da geldiğiniz yoldan geriye dönerken yarı yoldaki küçük bir meydancıktan içeri gireceksiniz. Ben ikisini de denedim ve rıhtım hattına paralel bir şekilde rıhtımın başladığı yere kadar gittim. Gördüğüm her sokağa girdim. İstisnasız her sokağı birbirinden güzel. Her köşe başını döndüğümde ayrı bir güzellik karşıma çıktı. Burası fotoğraf çekmeyi sevenler için adeta bir cennet.

 

Chora’yı gezerken, insanların yaşadıkları yerleri çok küçük değişikliklerle, nasıl daha güzel hale  getirebileceklerine bir kez daha şahit oldum. Chora’da yaşayan herkes evlerine büyük özen gösteriyor. Bembeyaz badanalı evler sanki daha dün boyanmış gibi. Her ev pastel renkli kapılara ve pencere pervazlarına sahip. Bahçesi olan evlerin bahçeleri çok bakımlı; bahçesi olmayanlar da kapı önlerine, kenarlarına, pencere pervazlarına, içinde rengarenk çiçeklerin olduğu saksılar koymuşlar. Kasabada genelden farklı, uyumu bozan tek bir ev bile yok. Uzun lafın kısası  adaya  tek bir gün için dahi gelmiş olsanız mutlaka Chora’yı gezmek için fırsat yaratın.

 

 

 

Skopelos Adası – Plajlar

Skopelos, tertemiz billur gibi denizi, ağaçların kumsallara kadar uzandığı muhteşem koyları ve doğa ile uyumlu tesisleri ile en yüksek beklentileri bile fazlasıyla karşılıyor.

Adadaki plajlarda şemsiye şezlong ücretleri standart. 1 şemsiye ile 2 şezlong ücreti 8 euro. Her zaman olduğu gibi kendi şemsiyenizin ve ağaçların altı bedava 🙂  İlginç bir şekilde koylardaki lüks tesislerde şemsiye ve şezlong için herhangi bir ücret istenmiyor. Sadece yediğiniz-içtiğinizi ödüyorsunuz ki her şeyin fiyatı dışarı ile aynı.  Yani madem  şemsiye şezlong ücreti almıyorum, içeceklerin ve yiyeceklerin fiyatını arttırayım gibi bir durumda yok.

Adanın bir başka avantajı da,  küçük bir ada olduğu için, toplu taşımanın çok iyi olması. Tesislerin olmadığı Kuzey plajları haricindeki neredeyse her plaja düzenli otobüs ve minibüs seferleri var. Bu sayede araba kiralamadan da adanın en güzel ve popüler plajlarını gezebilirsiniz.

Ege adalarının en büyük sorunu özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında  şiddetini arttıran Meltem rüzgarlarıdır. Neyse ki ‘Sporades’ adaları bu konuda diğer Ege adalarından ayrılıyorlar. Örneğin  Paros ve Naxos’un da  içinde olduğu ‘Kiklad’ adalarında,  Temmuz ve Ağustos aylarında rüzgar şiddeti ortalama 25 km iken; ‘Sporades’ adalarında 9-10 km arasında. 25 km’lik bir hızla  esen  rüzgarda  kumda oturmak da  denize girmek de ayrı bir dert.  Hem Skopelos’da hem de Skiathos’da rüzgar bizi hiç zorlamadı.

Limnonari Plajı

Skopelos merkeze 9 km uzaklığında olan plaja toplu taşıma ile ulaşım var. Büyük otobüsler, ana yoldaki Limnonari’ye giden yol ayrımında  dururken,  küçük minibüsler plaja kadar iniyor. Yol ayrımından sonra plaja 1,5 km daha olduğunu düşünürsek, küçük minibüsleri kullanmanızı tavsiye ediyorum 🙂 Arabayla gidilirse sınırlı araç için de olsa park alanı mevcut. Bu yüzden rahatça park yeri bulabilmek için erken saatlerde gitmekte fayda var.

‘Limnonari’ kelimesinin anlamı; Yunanca’da göl gibi durgun su anlamına geliyor. Koy da gerçekten adının hakkını veriyor.  Zümrüt yeşilinin tonlarından laciverte dönen deniz her daim sakin.  İlk girişi taşlık olsa da sonra kuma dönüyor ve hızlıca derinleşiyor.

Plaj  üzerinde 3  ayrı tesis var. Biz, koyla(plajla) ayni adi taşıyan Limnonari  Taverna’yı tercih ettik. İsterseniz kumsalda isterseniz kumsalın 2,5-3 metre gerisinde bulunan kendi bahçelerinde, zeytin ağaçlarının  veya şemsiyelerin altındaki şezlongları kullanabilirsiniz. Hepsi  ahşap ve kalın minderli olan şezlonglar inanılmaz rahat. Yemek sonrası uyku garanti 🙂

Şemsiye ve şezlonglar ücretsiz . Sadece bulunduğumuz sürece yediğimiz  içtiğimiz  şeylerin parasını ödedik. Fiyatlar oldukça makuldü. Greek (!) kahvesi 2,50 euro, su 50 cent, ev yapımı gerçek limonataları 3 euro. İçkiler 4 ila 7 euro arasında değişiyor ki bu içkilerin arasında Chevaz Regal’in de olduğunu düşünürsek fiyatlar ciddi manada uygun. Tavernanın yemekleri ise tek kelimeyle efsane. Burada yemek yemeden dönmeyin.

Tesis içinde duş ve tuvalet de mevcut.

Kastani  Beach

Skopelos merkeze 13 km uzaklığında olan plaja otobüsle ulaşım var. Plaj yol seviyesinin altında olduğu için, anayoldan aşağı doğru, 300 metre kadar yürümek  gerekiyor. Arabayla gidecekler için ise tesisin hemen yanından arkasına uzanan genişçe bir park alanı var.

Bize göre, hemen yanındaki koy olan ‘Milia’ ile birlikte adanın en güzel denizine sahip. Turkuaz ve cam göbeği renkleri arasında gidip gelen suyun rengi  tek kelimeyle muhteşem. Deniz, küçük beyaz taşlardan oluşan bir tabana sahip  ve hemen derinleşiyor.

Koyun sağ kolu boyunca yüzerseniz, 200 metre kadar sonra, karadan ulaşımı olmayan küçücük  bir plaja geliyorsunuz. Biz bu plajdan sonra,  gene sağ kola paralel bir şekilde devam edince  2 tane daha böyle gizli  plaj olduğunu gördük. Bu plajlara gitmenizi tavsiye ederim. Sahilden uzaklaşmış da olsanız,  paralel gittiğiniz sürece su  derinliği boyu geçmediği için güvenle gidip geri dönebilirsiniz.

Koydaki tek tesis olan ve koyla aynı adı taşıyan  Kastani Beach’in, Çeşme ve Bodrumda’ki lüks beach club’lardan eksiği yok fazlası var. Çam ağaçlarının arasında, bir zeytin bahçesinin içine kurulmuş bu  son derece şık tesiste hepsi ahşap ve beyaz kalın minderli olan şezlonglarda, çimlerin üzerinde, ister zeytin ağaçlarının ister şemsiyelerin gölgesinin tadını çıkarın. Yok, ben mutlaka denizi  göreceğim, dalgaların sesini   duyacağım  derseniz, deniz kenarında da şemsiye ve şezlongları mevcut. Şemsiye ve şezlonglar ücretsizken, 4 kişilik locaların ücreti;  günlük 20 euro.

Tesis içinde duş, tuvalet ve giyinme kabini var. Ayrıca saat 11.00’den itibaren bir dj, canlı performans sergiliyor ve şarkı seçimleri de oldukça başarılı.  Her türlü alkollü ve alkolsüz  içeceğin servis edildiği tesiste sadece salata, sandviç ve dilim pizzanın olduğu yemek menüsü ise zayıf.

Milia Plajı

Skopelos merkeze 12 km uzaklığında olan ve Kastani  Beach’den  bir önceki koy olan Milia’ya otobüsle ulaşım mümkün. Anayolda indikten sonra 300-400 metre kadar yokuş aşağı yürüyerek plaja ulaşılıyor. Arabayla gidecekler için ise geniş bir otopark alanı var.

Milia plajı, adanın en uzun plajlarından biri. 400 metrelik plajda deniz, tıpkı Kastani’de olduğu gibi tek kelimeyle muhteşem. Cam göbeği ve turkuaz arasında gidip gelen su inanılmaz temiz ve berrak.

Deniz olarak Kastani’den hiçbir eksiği olmasa da tesis ve kalite konusunda oldukça zayıf.  Özellikle bizim gibi ilk başta Kastani ve Limmonari’ye  giderseniz bu durumu çok daha fazla hissediyorsunuz. Plaj boyunca  şemsiye ve şezlong kiralayan 3 işletme var ve fiyatlar hepsinde standart. 2 şezlong bir şemsiye ücreti 8 euro. Her an dağılacakmış gibi görünen şezlonglar  alüminyum ve oldukça rahatsız.

Yemek yenilecek sadece tek bir yer var orası da  plajın başladığı yerin  300 metre kadar gerisinde. Oldukça bakımsız ve kötü  gözüken bu mekan adeta yemek yeme isteğini yok ediyor. Bu taverna  dışında şemsiye-şezlong kiralayan işletmelerin büfeleri var. Sadece alkollü alkolsüz içecek ve cips bulabileceğiniz büfeler self servis.

Panarmos Plajı

Skopelos merkeze 11 km uzaklığında olan Panarmos, yolla aynı seviyede ve yola çok yakın olduğu için otobüsle ulaşımın en rahat olduğu plajlardan biri. Arabayla gidecekler için ne yazık ki bir otopark alanı yok. Bütün arabalar yol kenarına park ediyor. Adanın popüler plajlarından biri olduğu için, rahat park yeri bulabilmek için öğleden sonrayı geçirmemek lazım.

Oldukça büyük bir koy  olan Panarmos’da denizin rengi ve renk geçişleri inanılmaz. Beyazla başlayıp, açık yeşil ile devam edip Ege laciverti ile bitiyor. Renk geçişlerinin nedeni denizin inanılmaz bir hızla derinleşmesi. Kıyıdan 15 metre kadar açıldıktan sonra, deniz tabanı karadaki bir uçurum gibi bir anda dik  bir şekilde derinleşiyor. Taşlık başlayıp sonra kuma dönen deniz tertemiz. Tıpkı Kastani’de olduğu gibi koyun sağ koluna paralel bir şekilde giderseniz 3-4 tane küçük plajcığa ulaşabilirsiniz.

Biz ana plajın sonunda yer alan  ‘Blue Green Bay’  otelin bahçesine gittik. Dışarıdan girişin serbest olduğu otelde şemsiye ve şezlonglar ücretsiz.  Şezlongların hemen arkasındaki küçük bardan istediğiniz alkollü ve alkolsüz içecekleri, otel mutfağından da salata ve sandviç gibi basit yemekleri servis ediyorlar. Tesis içindeki duş, tuvalet ve soyunma giyinme kabinleri tertemiz.

Agnontas Plajı

Skopelos merkeze 8 km uzaklıkta plaja otobüsle ulaşım var. Tıpkı Panarmos gibi ulaşımı çok kolay çünkü plaj yolla aynı seviyede ve yola çok yakın.  Otopark alanı olmadığından arabaları yol boyunca  park ediyorlar. Rahat park yeri bulmak için  geç  saatlere kalmamakta fayda var.

200 metre eninde küçücük  bir plaj olan Agnontas’da,  Plajın ortasındaki dev çınar ağacı adeta bir sınır gibi. Çınar ağacının önü ve sağ tarafı boyunca denize girilirken, sol tarafı boyunca plaj genişliği en fazla 1 metreye düşüyor.

Rüzgar nereden eserse essin koy, rüzgardan etkilenmiyor ve  deniz oldukça sakin. Taşlık başlayıp kum devam eden deniz çok temiz ve  kısa sürede derinleşiyor.

Şemsiye-şezlong kiralayan bir işletme olmadığından plaja giderken ya erken saatlerde gidip çınar ağacının altında bir yer bulmaniz  ya da kendi şemsiyesinizi götürmeniz lazım. Plajda duş ve soyunma giyinme kabini var. Plaj üstünde iki adet taverna olduğu için yemek ve içecek  problem değil; biz Agnontas Taverna’da yemek yedik ve çok memnun kaldık.

Stafilo  Plajı

Skopelos merkeze 4 km uzaklığında olan Staiflo’ya otobüsle ulaşım mümkün. Ana yolda indikten sonra 300-400 metre kadar yokuş aşağı yürüyerek plaja ulaşılıyor. Arabayla gidecekler plaja inen yokuş boyunca arabalarını park edebilirler. Park  edilebilecek yerler sınırlı olduğu için erken saatlerde gitmekte fayda var.

Merkeze en yakın ve adanın en güzel plajlarından biri. Plajın sonundaki denize kadar uzanan  tepecik, birbirine bitişik iki koyu ayırıyor. Tepeceğin sol tarafı ‘Venia’ plajı iken sol tarafı ‘Staiflos’ plajı. Bizim gittiğimiz gün ‘Venia’ plajı çok dalgalı olduğundan oraya gitmedik. Deniz çok temiz ve adada şnorkel yapabileceğiniz ender plajlardan.

Plajda şemsiye-şezlong kirası 8 euro.  Plaj üstündeki  büfelerden  alkollü, alkolsüz içecekler ve sandviç gibi basit yemekler alabilirsiniz. Ne yazık ki diğer plajlardaki gibi taverna seçeneği burada yok.

Havalos Plajı

Kastani ve Milia ile birlikte denizini en çok beğendiğimiz plaj oldu. Karadan ulaşımın olmadığı bu plaja, tekne kiraladığımız gün gittik. Ağaçların kumsalın içine kadar girdiği dar ama uzun plaj, bir Hollywood filmden çıkmış gibi. Bembeyaz kumları ve harika denizi ile bu muhteşem plaja mutlaka gitmenizi tavsiye ederim.

Tekne kiralama

Skopelos küçük bir ada olduğundan ve 50 beygir altındaki motora sahip tekneler için kaptan ehliyeti aranmadığından, tekne kiralamayı mutlaka yapılması  gereken bir deneyim olarak görüyorum. Karadan ulaşımın olmadığı  ‘Havalos Plajı’ ve daha birçok koya tekneyle ulaşmak mümkün. Havalos dışındaki koylarda plaj olmadığından, çapa atıp tekneyi kayalıklara bağladık. Gittiğimiz yerlerde genelde sadece biz olduğumuz için de tadına doyulmaz bir gezi oldu.

Skopelos Adası – Ne Yenir Ne İçilir

Ahtapot yenir, uzo veya ev şarabı içilir 🙂  ‘Yunanistan’da ne yenir ne içilir?’ sorumuzun klasik cevabı. Skopelos da yeme içme konusunda diğer Yunan adalarını aratmıyor. Yemekler lezzetli, porsiyonlar göz doyurucu ve fiyatlar iyi. Yemek yediğimiz her yerden  çok memnun ayrıldık.

Fiyatlar üç aşağı beş yukarı aynı olduğundan,  özel bir durum olmadıkça, her restoran için  ayrı ayrı fiyat yazmayacağım.

Genel olarak deniz ürünü ağırlıklı bir menü yediğimizde 6 kişi için 105 ila 115 euro arasında hesap verdik. Klasik yunan mutfağı ya da İtalyan mutfağı yediğimiz de ise fiyatlar  75 ile 85  euro arasına düştü. Bu fiyatlara,  1,5 litre şarap veya  60 cc lik uzo da dahil.

Limnonari Taverna

Her tatilde mutlaka “bir” restoran diğerlerinin önüne geçer. “Bir” restoranda yediğiniz yemekler en iyisinin en iyisi olur. Bu tatilde de bu “bir” restoran Limnonari Taverna oldu. Limnonari plajının başladığı yerdeki, plajın hemen arkasında bulunan bu tavernayı şiddetle tavsiye ediyorum.

Geniş menüsü, taze deniz ürünleri, büyük porsiyonları, lezzetli yemekleri ve uygun fiyatları ile yemek yemeyi sevenler için gerçekten rüya gibi bir yer burası. 🙂

Özellikle içi feta peyniri, domates ve tatlı yeşil biberle doldurulmuş kalamar dolması hem lezzetiyle hem porsiyonunun büyüklüğü ile efsane. İnsanın içinde devamlı ekmek banma isteği uyandıran ve bandıran,  domatesli, beyaz peynirli bir sos içinde servis edilen  karides saganaki ve karidesli makarnası da enfes. Pirzolaları güzel ve doyurucu ama şahsen biraz daha etli olmasını tercih ederdim. Karidesli makarna ve kalamar dolması rahatlıkla iki kişi tarafından paylaşılabilir.  Yemek sonunda da kendi yaptıkları uzo ve tatlı ikram  🙂

Kyrato’s Kitchen

Rıhtım hattının sonundaki yerlerden  biri olan Kyrato’s Kitchen, adanın en popüler ve bilinen tavernası. Bunu, tavernada yemek yiyen Robert De Niro ve John Travolta gibi Hollywood yıldızlarının resimlerini astıkları, taverna girişinden de anlayabiliyorsunuz. Aile reisi konumundaki anne, tavernadaki  yemeklerden  sorumluyken, çocuklar ve yeğenler diğer her şeyden sorumlu. Ayrıca tavernada her gün canlı müzik var.

Tavernanın deniz ürünleri ve klasik Yunan mutfağından oluşan geniş bir menüsü var. Spesiyalleri ise keçi etinden yaptıkları yemekleri. Keçi etini arpa şehriye ile güveç kabında saatlerce pişirip, fırından çıkarmadan hemen önce üstüne kaşar erittikleri yemek, parmakları yedirten cinsten. Tek kişi için biraz ağır ve porsiyonu büyük olsa da en azından ortaya söyleyip tatmanızı tavsiye ederim. İlk gidişimizde biz erkekler bu spesiyali, hanımlar ise karidesli makarna yedi. Ayrıca Bozcaada’dan sonra yediğim en lezzetli kabak çiçeği dolmasını da burada yedim.

İkinci gidişimizde deniz ürünleri ağırlıklı bir menü tercih ettik ve deniz çipurası, ahtapot, kalamar, ızgara karides, salata ve 3-4 çeşit meze ile şaraptan oluşan bir menümüz oldu.  Gerek mezeler gerek deniz ürünleri çok lezzetliydi.

Molos Taverna

Rıhtım hattı üzerinde, ‘Anna’s Kitchen’a gelmeden hemen önce, bir başka popüler taverna. Yer seviyesinden biraz daha yüksek olduğu için manzarasının olması da ayrı bir artısı. Bizim gittiğimiz gün oldukça kalabalıktı ve servis biraz yavaştı ama yemeklerin lezzeti yerindeydi. Bu sefer ortaya, deniz mezeleri haricinde salata, yaprak sarma, kabak kızartma, cacık, kabak çiçeği dolması ve ana yemek olarak da ızgara çipura, levrek ve sarpa söyledik. Balıklar büyük olduğu için iki kişiye bir tane balık siparişi verdik. Hem Izgarada pişirilmiş balıklar hem de mezeler çok lezzetliydi.

Agnantas Sea Tavern

Agnantas’da hemen plaj üstünde, dev bir çınar ağacının altında hizmet veren tavernanın, deniz ürünleri ve klasik Yunan mutfağı ağırlıklı bir menüsü var. Yemeklerinden ve ortamından çok memnun kaldığımız bu tavernaya bir kere öğlen bir kere de akşam yemeği için iki kere geldik. Özellikle gün batımından önce gitmenizi  tavsiye ederim. Çünkü hem plaj boşaldığı için daha sessiz oluyor hem de gün batımında yemek yemenin keyfi burada bir başka. Eğer isterseniz, hemen önündeki kumsala da  masa ve sandalye atıyorlar.

Öğlen geldiğimizde jumbo karideslerden yaptıkları karidesli makarna ve Yunan salatası, akşam geldiğimizde ise taze balık, ızgara karides ve kalamar yedik; beyaz şarap içtik. Yemekler oldukça lezzetli, porsiyonlar büyük, servis hızlıydı. Bunların üstüne bir de ortamın güzelliği eklenince dört dörtlük bir yemek deneyimi yaşadık.

Glious Taverna

Rıhtım hattının ortalarında yer alan ve çok tatlı bir karı koca tarafından işletilen taverna özellikle taze balıklarıyla meşhur.  Biz de tercihimizi o gece sadece balık, Yunan salatası ve ortaya söylediğimiz kalamardan yana kullandık. Balık olarak ızgara çipura ve levrek tercih ettik. Adada yemek yediğimiz  yerler içinde balık fiyatları en uygun yer burasıydı. 350-400 gr.’ lık bir deniz  çipurası  yanında salatası ve fırın patatesi  ile 12 euro idi. Porsiyonlar büyük, balıklar da lezizdi.

 

Skopelos Adası – Nasıl Gidilir 

Sporades adaları, Türkiye’ye uzak adalar olduğundan, kendi aracınızla gitmeyecekseniz eğer bu adalara ulaşım için ilk önce Atina’ya gitmek şart. Neyse ki THY ve Pegasus’un tarifeli Atina seferleri ile önceden bilet alarak, ucuz bir şekilde bu iş halledilebilir.

Atina’ya indikten sonra, adalara iki şekilde gidebilir ;

Birinci seçenek: Aegean Airlines ile Olympic Airlines’ın ortaklaşa yaptığı seferlerle adaya hava yolu ile ulaşmak. Sporades adalarında sadece Skiathos’da havalimanı olduğundan, eğer tatil boyunca birden fazla adaya gitmeyi düşünüyorsanız, bunu göz önüne alarak program yapmanız lazım. Bu şekilde havalimanından hiç çıkmadan 40 dakika gibi bir sürede adaya varıyorsunuz.  Bu seferler çift pervaneli, 25 kişilik uçaklarla yapıldığı için  biletler çok çabuk tükeniyor. Özellikle yüksek sezonda gidilecekse biletleri önceden almak şart. Bilet fiyatları biletin alınış tarihine göre 40 Euro ile 95 Euro arasında değişiyor.

İkinci seçenek: Adalara feribotla gitmek. Ne yazık ki Sporades adaları Atina’nın yukarısında kaldığı için Adalara Pire’den direk feribot seferi yok. Feribota, ya Atina’ya 110 km uzaklıktaki Agios Konstantinos yada 300 km uzaklıktaki Volos’dan binmek zorundasınız. Ana kara ile adalar arasında sefer yapan iki firma var. Bunlar; ‘A.N.E.S.’ ve ‘Hellenic Seaways’.  A.N.E.S’in feribotları  yavaş ve eskiyken, Hellenic Seaways’in  feribotları ise yeni ve hızlı.

Üçüncü seçenek ise; Türkiye’den kendi aracınızla gitmek: Bizim de tercihimiz bu yönde oldu. Tekirdağ üzerinden devam edip  İpsala sınır kapısından geçtikten sonra yol boyunca sırasıyla Dedeağaç, Kavala ve Selanik’i geçerek en son Volos’a ulaştık. 800 km’lik yolun İpsala sınır kapısından sonrası  tamamen otoban ve bomboş. Hem yol çok rahat hem de manzara güzel olduğu için uzun ama keyifli bir yolculuk oldu. Volos’dan her  gün kalkan A.N.E.S  ve Helenic  Seaways feribotları ile adalara kolayca geçilebilir. Eğer 4 kişiyseniz ve 2 haftalık bir tatil düşünüyorsanız,  Araba kiralayacağınızı da varsayarak, en ekonomik yol bu.

Skopelos Adası Rehberi” üzerine 9 yorum

  1. merhaba,
    yarın Skopelos a doğru yola çıkıyoruz,yazınız o kadar detaylı ve tam aradığım gibi ki bu bilgiler için teşekkür etmek istedim,seyahat dolu günler dilerim….

  2. Merhaba,
    Harika bir rehber hazirlamissiniz her anini yasiyoruz. 2 gun once geldik 5 gun daha buradayiz. Dun gece merkezde tavsiyeniz uzerine anna’s kitcheni aradik. Lakin verdiginiz detaylar Kyrato’s kitchen’a uyuyor sanirim. Cok selamlar ve tesekkurlerimizle

    1. Merhaba Ceren Hanım,
      yazımı beğenmenize çok sevindim. Umarım tatilinizin kalan günlerini de harika bir biçimde geçirirsiniz 🙂 İnternetden Kyrato’s Kitchen’nin resimlerine baktım. Dediğiniz gibi burası benim Anna’s kitchen diye belirttiğim yer. Uyarınız için teşekkür ederim.

      İyi tatiller !

  3. Merhabalar,

    Öncelikle yazılarınızı severek okuyoruz eşimle beraber. Aynı tatları seven, duyguları paylaşan sizin gibi insanların varlığını bilmek bile çok güzel.

    Benim size küçük bir sorum olacak gelecek Skopelos ziyaretimizle ilgili.
    Havalos plajı, tam olarak “Havalos” olarak mı geçiyor; yoksa yörede başka bir ismi var mıdır? Benim takip ettiğim kaynaklarda “Chovolo” diye bir yer var, tahmin edersem aynı yerler. Aynı tekne turunuzda Megalo Pefko, Ftelia, Neraki(Kastani-Chovolo arasında) plajlarını ziyaret etme fırsatınız oldu mu? Bunlar da sadece denizden ulaşılabilen plajlar olarak yazılmış. Özellikle tavsiye etmeye değer bir tanesi var mıdır?

    Yeni yazılarınızı okumak dilekleriyle 🙂

    1. Merhaba Batuhan Bey,
      öncelikle güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim.
      Gerçekten çok mutlu oldum.

      Açıkcası Chovolo adını hiç duymadım ama tekne kiraladığımız yerde de bu plaja Havalos diyorlardı. Orjinal ismi daha farklı olabilir.

      Megalo Pefko, Neraki ve Ftelio plajları, hafızam beni yanıltmıyorsa, Neo Klima ile Kastani arasındaydı ve en az Havalos plajı kadar güzellerdi. Plajlar çoğrafi olarak biribirine çok benziyor. Deniz zaten harika. Tekne kiralamanın en güzel yanı her yerde istediğiniz kadar durabilmeniz. Kastaniye kadar 6-7 defa yüzme molası verdik. Karadan ulaşımın olmadığı bu plajların tadını çıkarabilmek için mutlaka tekne kiralamanızı tavsiye ederim.

      Bu ay içinde Milos, Ağustos ayı içerisinde de Halkidiki yazılarını bloğa yükleyeceğim, umarım beğenirsiniz.
      Şimdiden Skapelos’da çok güzel vakit geçirmenizi dilerim 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir