Skiathos Adası Rehberi

Skiathos Adası

Gezimizin ikinci durağı olan ve 6 gece kalacağımız Skiathos Adası,  havalimanından dolayı daha turistik bir ada ve bunun  bütün olumsuzluklarını yaşıyor. Daha pahalı oda fiyatları, plajlarda tesislerin ücretli olması ve tabi ki kalabalık. Fakat bütün bu olumsuzluklarına rağmen,  tıpkı diğer Sporades adaları gibi tam bir cennet.

skiathos-4
Saat kulesinden eski kasabanın görünüşü, özellikle sabah erken saatlerde çok güzel.

Bütün adayı kaplayan yemyeşil ormanları, inanılmaz temizlikteki denizi, son derece şık ve lezzetli yemeklere sahip restoranları/tavernaları ile mutlaka tatil rotanıza eklemeniz gereken bir yer.

Sadece,  eğer mümkünse, yüksek sezon olan Temmuz ortasından Ağustos sonuna kadar olan zaman dilimi  haricinde  gidilirse  çok daha fazla keyif alınacağını düşünüyorum. *

* Skiathos videolarının keyfi en iyi  yüksek çözünürlükte çıkar 😉 Bunun için videolardaki ayarlar ikonundan  ( videoların sağ altındaki  YouTube yazısının yanındaki ikon)  kalite olarak 1080p50hd veya 7520p50hd’yi seçiniz

Skiathos Adası – Nerede Kalınır

Skiathos adasında havalimanının bulunmasından dolayı özellikle Kuzey Avrupalı büyük tur firmaları Kıştan itibaren odaları satmaya başlıyor.  Bu yüzden hem oda fiyatları Skopelos’a göre daha pahalı hem de yer bulabilmek için çok daha önceden rezervasyon yapmak lazım.

Skiathos’da kalmak için iki ana alternatif var: Birinci alternatif merkezin dışındaki koylarda yer alan büyük oteller. Diğer alternatif ise merkezdeki pansiyonlar ve küçük oteller. Bir Yunan Adasında, benzerleri dünyanın her yerinde olan fabrikasyon otellerde  izole  olmayı saçma bulduğumuzdan  tercihimizi merkezden yana kullandık.

skiathos-6
Eski kasabanın her bir sokağı birbirinden güzel.

Merkezin sokakları arabaların giremeyeceği kadar dar. Bu yüzden kalacağınız otel/pansiyon ne kadar düz ayak ve rıhtıma yakın olursa o kadar iyi. Biz Mouria Hotel’de kaldık.  Rıhtıma çok yakın olan 200 senelik otel, avlulu bir taş evden oluşuyor ve büyük ek binasında hizmet veriyor. Ek binadaki odalar büyük, duşlar ve banyo ise tertemizdi. Otel sahibesi Harriet çok ilgili ve misafirperverdi.

Bana göre otelin tek eksi yönü sokağa bakan odalara gelen gürültü. İngiliz gençlerin sokağı bir açık hava barı haline getirip bağırarak konuşmalarından  dolayı sık sık uykumuz bölündü ki bilenler bilir; normalde top patlasa uyanmayan bir yapım vardır 🙂 Tabi bu problem sadece sokağa bakan odalar için. İç avluya bakan odalarda kalan arkadaşlarımız  mışıl mışıl uyudu.

Skiathos Adası – Nerelere  Gidilir

   Skiathos çok küçük bir ada ve tek yerleşim yeri de aynı adı taşıyan köyü. Adını burada doğan  ünlü yazardan alan Papadiamentis  caddesi  adeta merkezin hayat damarı ve merkezin tam ortasından geçerek adayi ikiye ayırıyor. Trafiğe kapalı olan bu sokak, Bodrum barlar  sokağını fazlasıyla hatırlatıyor. Tabi onun kadar  dar değil ama konsept aynı. Sokağın iki yanı boyunca aklınıza gelebilecek her  türlü hediyelik eşya satan dükkanlar, fast food restoranları, barlar, pastaneler, kafeler ve yerli halkın da alışveriş ettiği dükkanlar  var. Özellikle akşam üstü saatlerinden  sonra kalabalıktan yürümenin zor olduğu sokak, sabahın ilk ışıklarına kadar hareketli.

 

Bu sokağın sol tarafında kalan kısım eski rıhtım ve eski merkez. Sadece geleneksel Yunan balıkçı kayıklarının bağlı olduğu rıhtım ve rıhtıma bakan iki katlı taş evler kartpostal gibi. Tabi artık bu  evlerin pek çoğu bar ve restoran olarak hizmet verse de en azından iyi korunmuş olmaları güzel.

skiathos-8
Eski kasabadaki minik kafelerden biri.

Rıhtımdaki  Rock’n’Roll barın önündeki merdivenlerden yukarı doğru  çıkarsınız  eski merkezin meydanına geleceksiniz. Meydanın ortasındaki kiliseden dolayı kilise meydanı olarak da  adlandırılan bu yer eski şehrin merkezi. Kilise civarındaki daracık  sokakların hepsi birbirinden güzel. Sokak aralarında bir çok taverna ve bar da mevcut. Bu  sokakları  gezerken kendinizi bir film setinde zannedebilirsiniz. Buradaki her sokağa girmenizi ve iyice gezmenizi tavsiye ederim.

Papadiamentis  caddesinin sol kısmı ise daha çok yerli halkın yaşadığı kısımlar. Aynı zamanda adanın simgelerinden olan ve tepede yer alan saat kulesi de burada. Tepe dediğime bakmayın çıkması çok kolay 🙂

Caddede  yürürken saat kulesini gösteren tabelaları göreceksiniz.  Onları  takip ederek yukarı çıkarken bir yandan yerli halkın yaşadığı kısımları da gezme imkanınız olacak. Tepede sizi doyumsuz bir Skiathos manzarası bekliyor.

Saat kulesinin solunda  kalan ve yeni yat limanına bakan kısım sonradan imara açılmış. Her ne kadar adanın geri kalanıyla-en azından mimari açıdan uyumlu olsa da- bu kısımdaki binalar ruhsuz ve estetikten yoksun. Merkezdeki otellerin  ve pansiyonların büyük bir kısmı da burada bulunuyor.

PLAJLAR

Skiathos, tıpkı Skopelos’da olduğu gibi deniz konusunda en yüksek beklentileri bile fazlasıyla karşılıyor. Ne yazık ki aynı şeyi tesisler için söylemek zor. Skopelos’daki lüks ‘beach club’lar ayarında   olan, şemsiye ve şezlongların ücretsiz olduğu tesisleri Skiathos’da bulamayacaksınız. Bir başka hoşumuza gitmeyen konu da özellikle popüler plajların öğlen saatlerinden itibaren hızla kalabalıklaşması oldu.

Plajlarda 1 şemsiye ile 2 şezlong fiyatı 8 euro ve bu ücret neredeyse adadaki bütün plajlar için standart. Bu yüzden, farklı bir durum olmadığı sürece, şemsiye  ve şezlong  ücretlerini her bir  plaj için ayrı ayrı  söylemeyeceğim. Her zaman olduğu gibi, özel işletmeler tarafından  işletilen koylarda dahi kendi şemsiyeniz ve ağaç altları bedava 🙂

Adaya iner inmez her yerde ücretsiz verilen Skiathos Map’i almanızı öneririm. Harita çok güzel hazırlanmış: Bir yüzünde Skiathos kasabasının bütün sokaklarını ayrıntılı olarak  gösterirken, diğer yüzünde  adanın tamamını,  yollarını  ve otobüs duraklarını gösteriyor. Gerek araba gerek otobüsle  adayı gezmek isteyenler için yanınızda kolayca taşıyabileceğiniz iyi bir kaynak.

Skiathos, Skopelos’dan da küçük bir ada olduğu için toplu ulaşım çok daha rahat. Bütün popüler plajlarına merkezden düzenli tekne seferleri var. Yalnız bu tekneler 12.00 ile 15.00 saatleri arasında sefer yapmıyorlar. Ayrıca kuzeydeki plajlar hariç olmak uzere, nerdeyse her plaja düzenli otobüs seferleri mevcut. Bu durumun artı yönü  adada araba kiralamanin bir zorunluluk olmamasi ki; bu da daha ekonomik bir tatil geçireceğiniz anlamına geliyor. Eksi yönü ise; ulaşımın kolay olmasından dolayı popüler plajlar, özellikle yüksek sezonda öğleden sonraları çok kalabalık oluyor.

Koukounaries Plajı

Merkeze 12 km uzaklığındaki plaja hem otobüslerin hem de büyük teknelerin düzenli seferleri ile ulaşım mümkün. Otobüsler plajın hemen  arkasındaki 26 numaralı durakta duruyor. Arabayla gidecekler için, plajın arkasında büyük ve ücretsiz  bir otopark var.

Adanın güneyinde yer alan Koukounaries, sadece Skiathos’un değil Yunanistan’ın da en ünlü plajlarından birisi. Adayla ilgili bütün tanıtımlarda gördüğünüz plaj da burası. Kumlarının güneş ışığında altın gibi parlamasından dolayı altın plaj olarak da anılan Koukounaries, yaklaşık 1 km uzunluğunda ve oldukça geniş bir plaj. Çam ağaçlarının plaja kadar girdiği kumsalda tertemiz ve kristal berraklığında  harika  bir deniz sizi bekliyor. Altın sarısı kumlar, denize harika bir mavi-yeşil renk veriyor. Adadaki bir çok yerin aksine, denizin geç derinleşmesi burayı çocuklu aileler için de oldukça popüler bir yer haline getiriyor.

Plaj boyunca şemsiye ve şezlong kiralayan birçok işletme var. Plaj üstündeki büfeler self servis. Her türlü alkollü-alkolsüz içecek ve sandviç tarzı basit yiyecekleri satıyorlar. Ne yazık ki plaj üstünde keyifle yemek yenilebilecek  bir taverna yok. Plaj boyunca duşlar, tuvalet ve soyunma-giyinme kabinleri mevcut. Ayrıca çeşitli  su sporları ve hamburger, muz gibi klasik eğlenceler için ekipman kiralayan yerler de  var.

Eğer yüksek sezonda gidiyorsanız, plajın tadını çıkarabilmek için mümkün olduğu kadar erken gitmenizi öneririm; çünkü öğlen 12.00’den itibaren aşırı kalabalık olmaya başlıyor. En son güneşten kaçmak için, şezlongumuzu bir parça çevirebilecek kadar bile yer olmadığını söylersem, durumu daha iyi ifade edebilirim zannedersem.

Banana Beach

Koukounaries’den hemen sonra gelen koy. Koukonaries’in  park alanındaki büfenin oradan sağa dönüp, toprak  bir yola girip, 500-600 metre  kadar devam ettiğinizde Banana Beach’e ulaşıyorsunuz. Yol çok dar ve stabilize olmadığı  için otobüsler buraya giremiyor. Arabayla gidecek olanlar plajın arkasındaki zeytin ağaçlarının altına arabaları park edebilir.

Tıpkı Koukonaries’de olduğu gibi tamamen kum, geç derinleşen ve tertemiz bir denize sahip. Koukonaries kadar olmasa da burasi da kalabalık oluyor; dolayısıyla ne kadar erken giderseniz o kadar zevk alırsınız.

Plaj üzerinde üç tane işletme mevcut. Her türlü alkollü, alkolsüz içecekler ile  sandviç, salata tarzı basit atıştırmalıkları  servis ediyorlar.  Öğleden sonra 4.00’ ten itibaren hareketli parçalarla club moduna geçiyorlar. Plajdaki 3 tesisden  biri olan ‘Bananaist’ özellikle akşam üstü başlayıp gece yarılarına kadar süren partileri ile meşhur.

Maratha Plajı

Merkeze 8 km uzaklığında  olan  Maratha plajı adanın en güzel plajlarından biri. Otobüsle giderseniz  21 numaralı durakta inip, toprak bir patika yolda, yeşillikler içinden yürüyerek sahile ulaşıyorsunuz. Bir park alanı olmadığı için arabalar yol kenarına park ediliyor. En fazla 5-6 araçlık park yeri olduğundan arabayla gideceklerin  erken saatlerde gelmesi lazım.

Maratha, hem park imkanının  kısıtlı olması hem de plajın küçük olmasından dolayı hiçbir zaman çok kalabalık olmuyor. Plajın arkasında, yola kadar adeta ağaçlardan oluşmuş bir duvar var ve sizi her şeyden izole ediyor. Plajın sol yanında plajdan gözükmeyen, bir tane daha küçük, gizli bir plaj var. Denizden yüzerek veya yanınızda eşyalarınız  varsa, plajın sol kısmında, koyun sonundaki kayalıkların arasından yürüyerek ulaşabilirsiniz. Yarı belinize kadar ıslanacaksınız  ama kesinlikle değer.

Banana Beach’in yüksek  müzik sesi ve Kokonuarises’ın mahşer kalabalığından sonra, sadece dalga sesleri duyduğumuz ve her şeyden soyutlandığımız  Maratha bize çok iyi geldi. Burada da, tıpkı adadaki diğer plajlarda olduğu gibi, hayal kırıklığına uğramak zor. Tamamen kum, turkuaz, açık yeşil ve mavi arasında gidip gelen rengiyle enfes bir deniz sizi bekliyor.

Plajın sağ tarafında koyun sonuna doğru basit yemekleri servis eden ve oturma yerleri de bulunan  bir büfe/restoran var. Büfe/restoran diyorum çünkü ne bir büfe kadar kısıtlı ne de bir restoran kadar geniş menüye sahip.

Plajda  duş var ve  soyunma kabini mevcut.

Ag. Eleni Beach

  Merkeze 13km uzaklığında olan Ag. Eleni, adanın güneyinde yer alan plajlardan biri.  Plaja otobüsle ulaşım olmasa da  merkezden kalkan düzenli tekne seferleri var. Arabayla gidecekler için plajın arkasında  park alanı mevcut.

Adada, ‘Tsigoura’ ile birlikte  denizini  en çok  beğendiğimiz plaj burası oldu. Tropik adalardaki gibi inanılmaz güzellikte bir deniz sizi bekliyor. Beyaz kumdan oluşan bir tabana sahip denizde, derinlik arttıkça, suyun rengi turkuazdan Ege lacivertine doğru değişiyor. Diğer plajlara göre çok daha az kalabalık olması, buranın en büyük artılarından biri. Yüzmeye doyamadığımız, içinden çıkmak istemediğimiz bir denize sahip olan plaj, adada üst üste iki kere gittiğimiz tek sahil oldu.

Kum üstünde, ağaç ve tente altına attıkları masalarda hizmet veren ‘Sunset’ adlı şirin bir kafe de var. Bu kafe, tavernalardaki kadar geniş bir menüye sahip olmasa da adada yemek yenilebilecek en ucuz yerlerden biri; üstelik yemekleri de oldukça lezzetli.

Plajda tuvalet, duş ve soyunma-giyinme kabinleri de mevcut.

ag. eleni plajı videosu

Kfiri Ammos Plajı

    Agia Eleni’den sonra gelen ve merkeze 14 km uzaklığında olan plaja otobüs ve tekne seferi yok. Toprak ve yarı stabilize bir yoldan sadece özel araçla ulaşılabilen adanın kuzeyindeki  plaj, bulunduğu koyun   konumundan dolayı kuzey rüzgarlarından en az şekilde etkileniyor.  Yol seviyesinin bir hayli altında kalan plaja ulaşmak için, dik,  toprak bir yoldan aşağı doğru yürümek lazım. Deniz biraz dalgalı olduğu ve eşyalarla o dik yokuşu çıkmayı gözümüz yemediği için sadece üstten bakmakla yetindik  🙂

Megalos Aselinos

Adanın Kuzeyinde pek çok güzel plaj olmasına rağmen, hem denizi sakin yakalamanın zor olması hem de ulaşımın zahmetli olmasından dolayı kuzey plajları genelde pek tercih edilmiyor.

Skiathos dergisinde resimlerini gördüğümüz ve çok beğendiğimiz Kuzey plajlardan biri olan Megalos  Aselinos için neredeyse rüzgarın hiç olmadığı bir gün şansımızı denemeye karar verdik. Yolu diğer Kuzey plajlarına göre daha rahat olsa da oldukça virajlıydı. Plaja vardığımızda büyük bir hayal kırıklığına uğradık çünkü deniz bir hayli  dalgalıydı; bu yüzden hiç vakit kaybetmemek için girmeden geri döndük.

Ampelaka Plajı – Mystuque Beach Bar

  Banana Beach’e giden toprak yola saptıktan 100 metre sonra  görülen mystque beach bar tabelalarını takip edip  300-400 metre ilerleyince yol metruk bir otelin önüne çıkıyor.  Arabaları park edip merdivenlerden aşağı inerek ulaşılan plaj adeta bir kurtarılmış bölge.

Ampelaka’da harika bir deniz sizi bekliyor. Güneşe göre rengi devamlı değişen, girdiniz mi bir daha  çıkmak istemeyeceğiniz muhteşem bir su bu. Tamamen kumluk ve diğer plajlara göre biraz daha geç derinleşiyor.

Plaj üzerindeki tek tesis Mystuque Beach Bar. Ahşap ve kalın minderli şezlongları, plajın hemen arkasında bulunan son derece şık barı ve yemek alanları ile Skopelosda’ki tesisleri aratmayan bir yer. 2 şezlong ve bir şemsiye kirası 10 euro  ve  fiyata  1,5 lt’lik soğuk su da dahil. Ne yazık ki tesisin mutfağı yemek olarak oldukça zayıf; ancak sandviç, hamburger gibi basit yemekleri yapıyorlar. Tesis içinde duş, tuvalet  ve  soyunma  kabinleri mevcut.

Tsigoura Adası

Skiathos’un hemen karşısında yer alan küçük adacıklardan biri olan Tsuogriya’ya  eski rıhtımdan düzenli aralıklarla kalkan 15-20 kişilik teknelerle  ulaşabilirsiniz. Ulaşım ücreti gidiş geliş 10 euro ve yolculuk 10 dakika kadar sürüyor.

Bu yemyeşil küçük adacığın denizi de muhteşem. Beyaz, açık mavi ve koyu lacivert renklerinde olan deniz, kıyıdan açıldıktan 10-15 metre  sonra inanılmaz bir hızla derinleşiyor.  Tamamen kumluk bir tabana sahip olan denizde yüzmeye doyamadık. Mutlaka bir gününüzü buraya ayırmanızı tavsiye ediyorum.

Adacığın tek plajında mutfağı çok küçük olan bir tesis  var. Ben burada yemek yemenizi önermiyorum çünkü tesise, kapasitesinin çok üzerinde insan geldiği için 1 saati aşkın bekleme sürelerini göze almak gerekiyor.

Bu adacığın keyfini çıkarmak için,  özellikle yüksek sezonda,  en erken tekne kalkış saati olan  10:00’da gitmenizi tavsiye ederim. Sabah 10:00’dan 13:00’e kadar plajın ve denizin tadını çıkarabilirsiniz. Bu saatten sonra hem çok kalabalıklaşıyor hem de  koya yanaşan küçüklü-büyüklü özel teknelerden dolayı yüzme alanınız daralıyor.

Plajda duş, tuvalet ve soyunma kabini yok.

Skiathos Adası – Ne Yenilir Ne İçilir

    Skiathosda’ki yemek deneyimimiz Skopelos’a göre biraz daha farklıydı. Her şeyden önce Skiathos çok daha turistik bir ada olduğundan, yemek konusunda, abartısız bir şekilde, yüzlerce seçeneğiniz var.  Burada istediğiniz her türlü yemeği bulabilirsiniz.

Merkezdeki Papadiamentis  caddesi üzerinde daha çok fast food tarzı restoranlar, uzak doğu mutfağı, kafeler ve barlar var. Eski ve yeni rıhtımda yol üstünde ağırlıklı Dünya ve Yunan mutfağından  restoranlar var.

Bence, Skiathos’un yemek  konusunda asıl parladığı iki  yer var: Birincisi,  Paraliakos  yolunda, deniz üzerindeki  iskelelerde hizmet veren restoran, bar ve gece kulüpleri.  Bu daracık  iki şerit yol, akşam 8.00’den sonra araç trafiğine kapatılıyor.

İşletmelerin, yolun sol tarafında mutfakları, sağ tarafında ise müşterileri ağırladıkları geniş  ahşap iskeleleri var. Her biri birbirinden güzel dekore edilmiş bu iskelelerde, bir yandan denizi, bir yandan Skiathos’u  izleyip, kelimenin tam manasıyla, deniz üzerinde keyifle yemeğinizi yiyebilirsiniz. Bence buradaki restoran/tavernalara oturmak için  en güzel zaman dilimi gün batımından yarım  saat kadar öncesi.

En az burası kadar güzel olan ikinci alternatif de eski kasabada bulunan kilise meydanının  çevresindeki daracık sokaklara dağılmış  tavernalar ve restoranlar. Hepsi birbirinden şık ve güzel  dekore edilmiş olan bu yerlerde yemek yemek tam bir keyif.

skiathos-3
Eski kasabada kilise meydanı çevresinde ki tavernalardan biri.

Yemek fiyatları tıpkı Skapelosdaki gibiydi. Genel olarak deniz ürünü ağırlıklı bir menü yediğimizde 6 kişi için 105 ila 115 euro arasında hesap verdik. Klasik yunan mutfağı ya da İtalyan mutfağı yediğimiz de ise fiyatlar  75 ile 85  euro arasına düştü. Bu fiyatlara,  1,5 litre şarap veya  60 cc’lik uzo da dahil

Scuna

‘Scuna’, adanın en şık restoranlarından biri. Paraliakosda’ki  diğer işletmeler gibi geniş, ahşap bir iskelede hizmet veren restoran, gerek yemeklerinin sunumu,  gerekse dekorasyonun şıklığı ile benzerlerinden ayrılıyor.

Menüsü, deniz ürünleri ağırlıklı olan restoranda, fiyatlar  ada ortalamasının bir tık üstünde. Mekan oldukça popüler olduğundan, özellikle deniz kenarı masalar için rezervasyon yaptırmak şart.

Biz gittiğimizde taze kılıç balığı fileto, kılıç balığı şiş, karidesli makarna, Yunan salatası, 2 çeşit meze yedik ve 1 litre şarap içtik. Yemeklerin hepsi birbirinden lezzetli olsa da özellikle kılıç balığı filetoyu ayrı tutup, denemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.

skiathos-9
Sahilden Scuna restoran.

Medusa

Scuna’nın hemen yanındaki İtalyan restoranı.  Beyaz tonlarda, sade ve şık bir şekilde dekore edilmiş iskelesinde hizmet veren restoran  son zamanlarda yemek yediğim  en başarılı İtalyan restoranıydı. Gerçek taş fırında yaptıkları büyük  pizzalarının tadı enfes ve ev şarapları da harikaydı.  Ayrıca kaşarlı mantarlı spesiyallerini de denemenizi tavsiye ederim.

Fiyat konusunda burası için özellikle bir parantez açmak istiyorum; çünkü 15 günlük tatilimizde fiyat performans  oranı olarak en başarılı restoran buydu 🙂  5 adet pizza, 2 kaşarlı-mantarlı spesiyal, 3 kola ve 1,5 litre ev şarabı için toplamda 72 euro ödedik.  

 

 Maria’s

Kırmızı-beyaz ekoseli masaları ve lezzetli  pizzaları ile kendimizi bir anda Roma’nın arka sokaklarındaki pizzacılardan birinde hissettik. Ortam olarak oldukça güzel ve adadaki popüler işletmelerden biri. Taş fırında yaptıkları pizzaların boyutları  oldukça büyük; servis de yoğunluğa rağmen hızlıydı.

Medusa ile arasında tercih yapmamız gerekirse Medusa’yı hem manzarasından hem de pizzalarının  bir tık daha  lezzetli olmasından dolayı tercih ederim.

skiathos-2
Dekorasyonu ile kendinizi Roma’nın arka sokaklarında hissedeceğiniz Maria restoran.

Bakaliko

Maria’s dan  150 metre kadar ilerde olan Bakaliko, sahilin popüler ve şık restoranlarından biri.  Özellikle akşam saatlerinde her daim dolu olduğundan rezervasyon şart.  Taze deniz ürünlerinden  geleneksel Yunan mutfağına kadar oldukça geniş bir menüye sahip restoranda yemekler oldukça basarili. Biz tercihimizi bir değişiklik yaparak  pirzoladan yana kullandık; etler oldukça lezzetli ve porsiyonlar da doyurucuydu. Bu yüzden çok fazla meze söylemedik.

skiathos-5
Bakaliko, hem deniz hem Skiathos manzarası ile adanın en popüler restoranlarından biri.

Akregioli Taverna

Medusa’dan 500 metre kadar ilerde olan taverna, özellikle taze balık ve deniz ürünleri ile meşhur. Biz burada yediğimiz her şeyden fazlasıyla memnun kaldık. Rezervasyonumuz olmamasına rağmen,  gittiğimiz saat de biraz erken olduğu için, deniz kenarında bir masa bulabildik. Mezelerinin, balıklarının  lezzeti ve tazeliğiyle gönlümüzü kazanan taverna, adada iki kere gittiğimiz tek yer oldu.

Crepe Royale

Yeni rıhtım hattı üstündeki yemek yerlerinden biri olan Crepe Royal’i, tamamen şans eseri keşfettik. Öğlene kadar kahvaltı daha sonrasında ise krep, hamburger ve kulüp sandviç servis eden bu mekan, adadaki birçok yerin aksine hamburgerlerinde yüzde yüz dana eti kullandığı için dikkatimizi çekti. Kafede beklediğimizin çok üzerinde  bir lezzetle karşılaştık; üstelik hem yemek hem de kahvaltı fiyatları oldukça hesaplı.

Rock’n’Roll Bar

Eski rıhtımdan kilise meydanına çıkan, dev bir çınar ağacının altındaki  geniş merdiven boyunca devam eden bar, adanın en popüleri. Merdivenin üzerindeki renkli pofuduk yastıklara sahip  geniş oturma grupları özellikle akşam 10:00 dan itibaren dopdolu.

Rock’nroll bar, gerek kokteylleri gerek çalan müzikleri ile çok başarılı bir mekan. Ayrıca her gün 19:30 ile 21:30 arasında “happy hours” yaparak menüdeki her şeyin  fiyatını yarıya düşürüyor. Adanın en hareketli yerlerinden birinde olan bara mutlaka uğramanızı tavsiye ederim.

skiathos
Böyle boş olduğuna aldanmayın, aksam 9 dan itibaren yer bulabilmek mucize.

Marilyn

 Eski rıhtımın en sonundaki güzel bir bina ve önündeki alanda  hizmet veren bar, adanın en popüler barlarından biri. Adını Marilyn Monroe’dan alan barın girişinde klasik bir ‘Monroe’ pozu sizi karşılıyor. Tıpkı Rock’n Roll bar gibi akşam 10:00’dan itibaren kalabalıklaşmaya başlıyor. Denize nazır geniş, rahat oturma grupları ve kokteyllerinin lezzeti ile gidilmesi gereken yerlerden biri.

BBC & Pure

‘Paralikia’  yolu üstündeki bar/kulüplerden popüler olan iki tanesi. Bu yol üzerindeki diğer bütün işletmeler gibi, deniz üzerindeki geniş iskelelerde hizmet veriyorlar. Her ne kadar yemek bölümü olmasa da bizdeki Reina’yı andırıyorlar.  Asıl atraksiyon  gece yarısından sonra başlayıp sabaha kadar sürüyor. Her iki mekan da gençler arasında oldukça popüler.

Aristo

    Her gün kahvaltı yaptığımız kafe/pastane. Bütün ürünleri günlük ve taze olan Aristo’da aradığınız şeyi bulamamanız çok zor. Tostlar, her türlü tatlılar, kruvasanlar, sandviçler ve börekler. Kalite ve lezzet  olarak  adadaki diğer kahvaltı yerlerinden bir farkı olmamasına rağmen, buranın en büyük artısı, fiyatlarının uygunluğu.

 

Skiathos Adası – Nasıl Gidilir 

Sporades adaları, Türkiye’ye uzak adalar olduğundan, kendi aracınızla gitmeyecekseniz eger bu adalara ulaşım için ilk önce Atina’ya gitmek şart. Neyse ki THY ve Pegasus’un tarifeli Atina seferleri ile önceden bilet alarak, ucuz bir şekilde bu iş halledilebilir.

Atina’ya indikten sonra, adalara iki şekilde gidebilir ;

Birinci seçenek: Aegean Airlines ile Olympic Airlines’ın ortaklaşa yaptığı seferlerle adaya hava yolu ile ulaşmak. Sporades adalarında sadece Skiathos’da havalimanı olduğundan, eğer tatil boyunca birden fazla adaya gitmeyi düşünüyorsanız, bunu göz önüne alarak program yapmanız lazım. Bu şekilde havalimanından hiç çıkmadan 40 dakika gibi bir sürede adaya varıyorsunuz.  Bu seferler çift pervaneli, 25 kişilik uçaklarla yapıldığı için  biletler çok çabuk tükeniyor. Özellikle yüksek sezonda gidilecekse biletleri önceden almak şart. Bilet fiyatları biletin alınış tarihine göre 40 euro ile 95 euro arasında değişiyor.

İkinci seçenek: Adalara feribotla gitmek. Ne yazik ki Sporades adaları Atina’nın yukarısında kaldığı için Adalara Pire’den direk feribot seferi yok. Feribota, ya Atina’ya 110 km uzaklıktaki Kalamara yada 300 km uzaklıktaki Volos’dan binmek zorundasınız. Ana kara ile adalar arasında sefer yapan iki firma var. Bunlar; ‘A.N.E.S.’ ve ‘Hellenic Seaways’.  A.N.E.S’in feribotları  yavaş ve eskiyken, Hellenic Seaways’in  feribotları ise yeni ve hızlı.

Üçüncü seçenek ise; Türkiye’den kendi aracınızla gitmek: Bizim de tercihimiz bu yönde oldu. Tekirdağ üzerinden devam edip  İpsala sınır kapısından geçtikten sonra yol boyunca sırasıyla Dedeağaç, Kavala ve Selanik’i geçerek en son Volos’a ulaştık. 800 km’lik yolun İpsala sınır kapısından sonrası  tamamen otoban ve bomboş. Hem yol çok rahat hem de manzara güzel olduğu için uzun ama keyifli bir yolculuk oldu. Volos’dan her  gün kalkan A.N.E.S  ve Helenic  Seaways feribotları ile adalara kolayca geçilebilir. Eğer 4 kişiyseniz ve 2 haftalık bir tatil düşünüyorsanız,  Araba kiralayacağınızı da varsayarak, en ekonomik yol bu.

 

 

 

 

Skiathos Adası Rehberi” üzerine 13 yorum

  1. Cok guzel bilgilendirici bir paylasim..ben deniz sicakligi konusunda bir bilgi bulamadim..neden bunu merak ediyorum..cunku gecen ağustosta bozcaadaya gitmistik ayazma plajinin turkuaz mavisi sulari berrakti ama cok da soguktu…bu adanin deniz suyu da soguk muydu acaba?

    1. Salih Bey, teşekkür ederim. Bozcaada’nın neredeyse her koyunda denize girdiğim için iki adayı rahatlıkla kıyaslıyabilirim. Skiathos ve Skopelos adalarında su sıcaklığı tam idealdir. Ne üşütür ne de bayar. Suya girdikten sonra uzun süre üşemeden kalabilirsiniz.

  2. Çok güzel bir yazı olmuş, elinize sağlık. Bu tatilde kendi aracımızla biz de sporades adalarına gitmeyi düşünüyoruz. Siz arabayla adaya geçtiniz mi ? Tavsiye eder misiniz ? İnternetten gördüğüm kadarıyla 70 Euro civarı gibi bir araç geçiş ücreti var adaya. Tavsiye eder misiniz ?

  3. Koray Bey, öncelikle gecikmeli cevabım için özür dilerim. Geçen hafta boyunca internete çok sınırlı erişimim vardı. Bizde adalara arabayla geçtik ve kesinlikle tavsiye ederim. Özellikle Euro’nun çok artmasından sonra, araba kiralamak ciddi maliyetlere geliyor. 3-4 kişiyseniz ve araba dizelse, Türkiye’den arabayla gitmek çok daha avantajlı.
    İyi tatiller dilerim 🙂

  4. Bu kadar detaylı da anlatilmaz ki!Adaya gidince göreceğim birşey kalmadığı için gitmekten vazgeçtim:) Ben havaalanından otogara veya limana ulaşımı merak ettim

    1. Merhaba Haydar Bey,

      biz arabayla ana karadan adaya geçmiştik. Havalimanından merkeze gidişle ilgil bilgim yok açıkcası.
      Ama özellikle İskandinav turistler arasında çok popüler bir ada olduğundan sık aralıklarla uçak seferleri var.
      Toplu taşıma ile merkeze gayet rahat ulaşılabileceğini düşünüyorum.

  5. Merhaba,
    Bu adada üç aylığına ev tutmak istersem, nasıl ve nerelere başvurmalıyım. İzmir’den nasıl gidebilirim?
    Teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir