NAXOS ADASI REHBERİ

In Englısh

Naxos Adası

Tatilimizin ikinci yarısını geçirdiğimiz Naxos, gerçek bir Yunan adası deneyimi yaşamak için, en   uygun  adalardan biri.  Adını Zeus’ dan alan dağı ile  geçmişi binlerce yıl önceye uzanan  ada, kiklad adalarının  en büyüğü ve  sadece kiklad  adalarının değil, Ege’nin de en güzel plajlarından birkaçına sahip, aynı zamanda tıpkı Paros gibi, devamlı kuzeyden esen meltem rüzgarından dolayı , kite ve rüzgar sörfçüleri arasında da oldukça popüler.

Naxos, ‘Trip Advisor’ üyelerinin oyları ile, en güzel  Yunan adaları sıralamasında  1. ; dünyanın en güzel  adaları sıralamasında da 6. sırada bulunuyor ve  bu başarı, kesinlikle tesadüfi değil. Ada, muhteşem sahilleri, pırıl pırıl, tertemiz denizi, geçmişten gelen dokusunu  bozmadan turizme açılabilmesi, farklı kültürlerin kesişim noktası olması, insanlarının sıcaklığı,  uygun konaklama ve yemek fiyatları ile bu dereceleri  fazlası ile hak ediyor.

Umarım hiçbir zaman için bir Santorini veya bir Rodos  gibi marka haline gelmiş bir Yunan adası olmaz ve olduğu otantik şekli ile kalır. *

* Naxos videolarının keyfi en iyi  yüksek çözünürlükte çıkar 😉 Bunun için videolardaki ayarlar ikonundan  ( videoların sağ altındaki  YouTube yazısının yanındaki ikon)  kalite olarak 1080p50hd veya 7520p50hd’yi seçiniz

 

Naxos Adası – Nerede Kalınır 

      Naxos’ta eski şehirde kalmak çok akıllıca değil. Hem araç trafiğine kapalı olduğu için eşyalarınızı getirip götürmek  bir dert ; hem de araba kiraladığınız taktirde birçok yerde park yasağı olduğundan, arabayı yakın bir yerlere koymak zor. Ayrıca rıhtıma yakın yerler ciddi manada hareketli olduğu için gürültü problemi de cabası…

Biz, eski şehre 1-1,5 km uzaklıkta,”Studio  Alsos” isimli  pansiyonda kaldık. Ucuz, temiz ve oldukça sade bir yerdi. Odaların içinde, orta boy buzdolabı ve set üstü ocağıyla küçük bir mutfak da olduğundan kahvaltı hazırlamak da  problem olmadı. Binanın arkasında da küçük bir bahçesi vardı.  Pansiyonun bulunduğu muhitte, park sorunu da olmaması ayrı bir avantajdı. Oda başına günlük olarak 23 Euro verdik.

Bir diğer alternatif de merkeze biraz daha uzak, ama  daha sakin ve denize yürüme mesafesinde olan, ‘Agia Anna’ plajının çevresindeki pansiyonlar. Merkezdeki  kadar çok olmasa da sahil boyunca birçok taverna ve restoran  mevcut. ‘Agia Anna’, konum olarak ‘Chora’ ile adanın en güzel plajlarından Plaka’nın ortasında. Plaka’da da yol boyunca pek çok restoran ve bar alternatifi mevcut. Düzenli otobüs seferleri ile hem merkeze hem Plaka’ya ulaşım kolay olduğundan, araba kiralamadan tatil yapmak isteyenler için  güzel bir alternatif.

 

Naxos Adası – Nerelere Gidilir

      Naxos, daha öncede dediğim gibi büyük bir ada. Adayı hakkını vererek gezmek için araba kiralamak şart. Naxos’daki bir günümüzü kültür turuna ayırdık ve adanın köylerini keşfe çıktık. Aslında Naxos’da 20’den fazla köy var ama biz en güzel 4 tanesini seçip  gezdik.

Araba kiralama fiyatları da bütün şirketlerde aşağı yukarı aynı. Biz, full sigorta yaptırıp 6 gün kiraladığımız  Ford Fiesta için 225 euro ödedik.

 Chora ( Eski Kasaba )

Adanın başkenti ve ana limanı olan Chora, Kiklad adaları  içinde en güzel kasabalardan biri. Uzun bir süre Venedik hakimiyetinde kalan ada, daha  sonra 300 yıl boyunca  Osmanlılar’ın  yönetimine geçmiş. Türkiye’ye yakın olan adaların aksine, burada Osmanlı’dan kalma  eserler yok. Osmanlı, vergi verdiği sürece adanın içişlerine karışmamış ve adayı Venedikliler aracılığı ile yönetmiş.  Bu yüzden eski kasaba,  hem Kiklad  hem Venedik mimarisinin özelliklerini taşıyor ve iki kısımdan oluşuyor: Birinci kısım, kasabanın tepesindeki kale ve kale duvarlarının içinde kalan ‘Kastro’. İkinci  kısım ise  kale duvarlarının aşağısından rıhtıma inen ‘Bourgos’. Tabii şu anda iki  kısım arasındaki kapılar açık.

 

Naxos Adası - Chora
Parlement mavisi gökyüzü altında Chora, Naxos

Chora’nın rıhtım hattı asıl hareketliliğin olduğu yer. Araba yolu ile binalar arasında kalan trafiğe kapalı  alanda restoranlar ve barların yan yana, rıhtım boyunca devam eden büyük  oturma alanları var. Bu yerlerin önünden  geçen araç yolunun akşam 8.00’den sonra kapanması ile bu hat  daha da kalabalıklaşıp cıvıl cıvıl oluyor. Bu hattın bir üst paralelindeki dar sokakta ise, hediyelik eşya satan dükkanlar, rıhtım hattındaki evlerin birinci katı veya teraslarında yer alan küçük restoranlar ve  barların girişleri var.

Naxos Adası - Tapınak
İnşası yarım kalan Apollon tapınağının bulunduğu adacıktan güneşi batırmak bir ritüel haline gelmiş. Chora, Naxos

Eski şehrin  asıl büyüsü, rıhtım hattından içeri girdiğiniz andan itibaren başlıyor. Sadece 2-3 sokak yukarı doğru gidince, bambaşka bir dünyaya geliyorsunuz. Kelimenin gerçek anlamıyla iki kişinin yan yana zor geçebileceği daracık, labirent gibi sokakları, bu sokakları birbirine bağlayan alçak  tünelleri,  bitişik nizam, iki katlı bembeyaz küçük  evleri ve kasabanın tepesindeki  1000 yıllık kalesi ve kale duvarlarının içinde kalan Venedik stili avluya sahip büyük konakları  ile  Chora, kiklad ve Venedik  mimarilerinin  muhteşem bir karışımı.

Evlerin altındaki manav  ve  bakkal dükkanlarıyla, kapı önlerinde oturup bir yandan ellerindeki tepsilerde yemek için hazırlık  yapan, bir yandan da sohbet eden yaşlı teyzeleriyle, dükkanlarının  önünde siesta  yapıp tavla oynayan  esnaflarıyla ,  burası gerçekten yaşayan, sanki zamanın durduğu bir Yunan kasabası. Aynı zamanda, eski şehrin içinde ağırlıklı olarak adanın yerlilerinin gittiği,  hepsi birbirinden şirin ve küçük  tavernalar ve kafeler de var. Biz burayı, akşam saatlerinde ve her  sokağına girerek, bir baştan diğer başa gezdik. Gezimiz ,yaklaşık kırk dakika  sürdü ve inanılmaz keyif aldık. Eski şehri gezmek, Naxos ‘da mutlaka yapılması gereken aktivitelerden biri.

Bir başka mutlaka yapılması gereken aktivite de, Apollon’a ithaf edilen ama inşası yarım kalan tapınağın bulunduğu küçük adacıktan güneşi batırmak. Galiba bütün Yunan adalarında insanların toplanıp güneşi batırdığı bir yer varJ   Gün batımı saatlerinde, insanlar bu tapınaktan kalan yegane şey olan ve Naxos’un kaleyle birlikte simgesi olan dev kapının  orada toplanıp, ellerinde küçük şaraplar veya sakız likörleri ile güneşi denize doğru batırıyorlar. Tabi biz de bu ritüeli gerçekleştirdik ve bir kez daha anladık ki doğasıyla, kültürüyle, deniziyle ve insanlarıyla Ege, çok özel bir coğrafya ve burada  güneş gerçekten bir  başka batıyor…

 

Halki

Chora’dan 16 km uzaklıkta olan Halki, bir zamanlar  adanın eski ticaret ve yönetim merkeziymiş. Eski zamanların  zenginliğini ve gücünü  yansıtan iki katlı  taş konakların bazıları, restore edilmiş olsa da birçoğu  bakımsız olarak duruyor. Halki, çok küçük bir köy olmasına rağmen gezilecek pek çok yeri var.  İşi bilenler tarafından dünya standartlarında olduğu söylenen ‘D’eleroi’  seramik  atölyesi de  bunlardan biri. Dükkanın arka kısmı atölyeyken,  ön kısmında kendi yaptıkları ürünleri  sergileyip, satıyorlar. Fiyatları biraz tuzlu olsa da çok güzel şeyler var. Buranın sağ çaprazında ise, 1863 yılından beri açık olan ve hala aynı geleneksel yöntemlerle citron-bir çeşit ağaç kavunu-meyvesinden likör üreten bir imalathane olan  ”The Vallindra Kitron Distilary” karsiniza cikiyor; ücretsiz olarak gezilebiliyor ve likör almadan önce  tadım yapılabiliyor.  Gene bu sokak boyunca el işi hediyelik eşya satan  dükkanlar da var.

Naxos Adası - Halki Kasabası
Bir zamanlar Naxos adasının ticaret merkezi olan Halki kasabasının görkemli konakları yıllara direniyor.

Halki’de  yemek ve tatlı  molası vermek isteyenler için de seçenekler mevcut.  Ağaç ve  asma yaprakları  altındaki  meydan lokantası  ve   ‘Glikia Zoi’ ( Tatlı Hayat )  uğramanız gereken yerlerden. Halki , akşam saatlerinde oldukça boşken, öğlen saatlerinde bir hayli kalabalık; dolayısıyla özellikle tam öğlen yemeği  saatlerinde yoğunluk yaşanıyor.

Apiranthos

Chora’dan 32 km uzaklıkta olan  Apiranthos,  Halki ile birlikte en beğendiğimiz köy oldu. Vadiye hakim bir tepe üzerine kurulu olan ve ilk bakışta sıradan bir dağ köyü izlenimi veren Apianthos, aslında Naxos’un en güzel  köylerinden biri. En önemli özelliği, Kiklad mimarisinden çok, Venedik mimarisinin izlerini taşıması ve taş konaklarının güzelliği. Mermer köy olarak da adlandırılan Apiranthos’un  birçok sokağı  tamamen beyaz mermer ile kaplı. Köyün vadiye bakan kısımlarında ve küçük meydanlarında, ağaç altlarında sıralanmış  kafe ve restoranlar  var. Aynı zamanda  1,2 tanede hediyelik eşya satan dükkan  mevcut.

Floti

Chora’dan 16 km uzaklıkta olan ve tepelere doğru yayılan bu dağ  köyü, dar sokakları, bembeyaz evleri ve evlerinin rengarenk kapı ve  pencereleriyle Kiklad mimarisinin bütün özelliklerini taşıyor. Dolaşması oldukça keyifli olan köy, gördüğümüz ilk köy olsaydı çok daha fazla etkilenebilirdik; ama daha önceden Paros ve Naxos’un eski merkezleri gibi muhteşem yerleri  görmüş olduğumuzdan bizi o kadar etkilemedi. Fakat yine de, en azından  bir kere dolaşılmayı hak ediyor. Köyün en güzel kısmı, ana caddesi üzerinde bulunan dev çınar ağaçlarının  altındaki kafe ve tavernalar. Özellikle yaz sıcağında, bu kafelerden birinde  oturup  Yunan usulü bir frappe içmek çok iyi geliyor.

 

Naxos Adası – Ne Yenir Ne İçilir

   Ahtapot yenir, uzo ve ev şarabı içilir 🙂 ‘Ne yenir?’ sorusuna klasik cevabımız. Şu bir gerçek ki, bu tatilde başta  ahtapot olmak üzere deniz ürünlerine,  bir de anne tipi patates kızartmasına ( Nilüfer sağ olsun )  doyduk.  Naxos , çok daha kalabalık ve kozmopolit bir merkeze sahip. Dolayısıyla,  yemek konusunda pek çok alternatif var: Klasik Yunan mutfağı, balık ve  İtalyan restoranları ve hatta Çin lokantaları…

Tabi ki bir Yunan adasında bizim tercihimiz her zaman olduğu gibi  tavernalar ve balık  restoranları  oldu. Yemek şeklimizi bu adada da değiştirmedik. Yunan salatası,  ızgara ahtapot,  ızgara kalamar, bir porsiyon ızgara balık, 1  meze  ve tabi ki  duble anne patatesi 🙂 içecek olarak da 1 litre  ev şarabı yada 40 cc’lik uzo  söyledik. Ödediğimiz hesap hiçbir zaman  için adam başı 15-18 Euro‘yu geçmedi ve  masadan her seferinde tok kalktık. Tatlılar her zaman olduğu gibi yemek sonunda ikram olarak geldi.

Meze 2

Adanın  popüler restoranlarından olan Meze’nin, biri Plakada biri de Chora rıhtımında olmak üzere, iki şubesi var. Meze 2, Chora rıhtımın  sonundaki  restoranı.  Eylül’ün ikinci haftası olmasına rağmen,  akşam yemeği saatlerinde tamamen doluydu; yüksek sezonda rezervasyonsuz yer bulmak zor. Çok methedildiği için beklentimiz oldukça yüksekti ve kesinlikle lezzet olarak ortalamanın üstünde olsa da biz diğer restoranları daha çok beğendik.

Irini’s

Rıhtım hattının başındaki restoranlardan biri olan Irini’s,  esnaf lokantası  ile birlikte, Naxos’daki favori  restoranlarımızdan biri oldu. Porsiyonları doyurucu, ızgara ahtapot ve kalamar da  tam istediğimiz gibiydi; hem güzelce pişmiş ,hem de suyunu muhafaza ediyordu.  Genel olarak burada yediğimiz  her şey çok lezzetliydi ve servis kalabalığa rağmen hızlıydı.  İçimi son derece hoş, kendi bağlarındaki üzümlerden yaptıkları ev şarabını servis etmeleri de ayrı bir artıları idi. Özellikle akşam yemeği saatlerinde her daim dolu olduğu için rezervasyon burada da şart.

Esnaf lokantası

Notlarıma ne kadar baksam da adını bulamadığım bu lokanta rıhtım hattındaki  Deoudas tavernanın arkasındaki binada, europcar’ın bir kat altında hizmet veriyor.   ”Chora” merkezde, daha çok günlük yaptığı geleneksel Yunan mutfağından yemekler ve ızgara et ağırlıklı bir menüye sahip. Bizdeki esnaf lokantaları tarzında  bir aile işletmesi olan bu tertemiz yerde porsiyonlar büyük, yemekler lezzetli ve fiyatlar da oldukça uygun. Musakka gibi klasik Yunan yemeklerinde oldukça başarılılar; steak (biftek) tarzı etleri ızgarada pişiriyorlar ve hem  fiyat performans oranı hem de lezzeti çok iyi.  Mekan, yol seviyesinden yukarda kaldığı için gün batımında  güzel bir manzaraya karşı yemek yiyorsunuz. Naxos’ da kaldığımız süre boyunca yemeklerimizi ağırlıklı olarak Irini’s ve burada yedik.

Glikia Zoi ( Tatlı Hayat )

Halki kasabasında,  ‘L’Olivier’ galerinin hemen karşısındaki bu dükkan, ev yapımı tatlılarıyla meşhur. Tatlılar, dükkan sahibi tarafından günlük olarak ve tamamen doğal ürünlerle yapılıyor. Fabrikasyon üretim olmadığı için her tatlıyı her gün bulma imkanı ne yazık ki yok. Burada yediğimiz her tatlı çok lezzetliydi ama orman meyveli peynirli keki lezzetler üstüydü. Rast gelirseniz mutlaka denemenizi tavsiye ediyorum. Hala benim hayatım boyunca yediğim en güzel peynirli kektir kendileri. Daha sonra iki kere daha sırf bu kek için uğramamıza rağmen, gittiğimiz günlerde yapılmadığı için yiyemedik.

Meydan lokantası

Gene ‘Halki’ kasabasında,  tatlı hayata gelmeden hemen önceki meydanda yer alan bu lokantanın bir adı yok. Varsa da biz göremedik J  Zaten Halki çok küçük bir köy olduğu için burayı kaçırma olasılığı yok. Büyük bir çınarın altındaki lokanta  özellikle öğlen saatleri çok kalabalık. Menüsü ağırlıklı olarak klasik Yunan mutfağı ve ızgara et çeşitleri üstüne kurulu.

 

Naxos Adası – Plajlar

Upuzun kumsallarıyla, mavi ve yeşilin bütün tonlarında, kristal berraklığında olağanüstü bir deniz. Tıpkı diğer kiklad  adalarında olduğu gibi Naxos’da da deniz konusunda hayal kırıklığına uğramak çok zor.  Aslında adanın büyüklüğü düşünüldüğünde, denize girilebilecek kumsallar az sayıda. Bunun başlıca nedeni de, adanın doğu ve kuzey kıyılarının büyük bir kısmının kayalık olması. Adanın bu kısımlarında var olan az sayıda plaj da meltem rüzgarlarının etkisi altında olduğundan, hem çok rüzgarlı hem de denizi dalgalı.  Asıl denize girilebilecek kumsallar adanın batı ve güney taraflarında toplanmış durumda.

Naxos Adası - Aliko Plajı
Naxos adasının en güzel ve bakir plajlarından biri olan Aliko.

Paros’da çok sayıda ama küçük plajlar vardı. Naxos’da ise az sayıda ama çok daha büyük plajlar var. Bu plajların da büyük kısmı organize. Organize plajlarda 2 şezlong, 1 şemsiye ücreti 5 Euro ve bu ücret adanın her yerinde standart.  Tabi şezlong ve şemsiye parası vermek istemeseniz her zaman olduğu gibi ağaç altları veya kendi şemsiyenizin altı bedava J  Merkeze uzak ve organize olmayan plajlarda kullanmak için mutlaka bir şemsiye bulundurmak lazım.

Adanın batı tarafındaki plajlar,  Chora’ya oldukça yakın. Bu plajlara,  merkezden sık kalkan otobüslerle veya taksiyle, uygun fiyatlarla ulaşım mümkün.  Biz adayı rahatça gezebilmek ve toplu taşımanın olmadığı plajlara da gidebilmek için yine araba kiraladık.

Agios Gergious Plajı

‘Mikri Viglia’ ile birlikte adanın su sporları merkezlerinden birisi. Chora’nın hemen dışında olduğu için ulaşımı en kolay plaj. Plaj boyunca büfeler, tavernalar ve su sporları için ekipman kiralayan işletmeler var. Genel olarak devamlı  rüzgarlı ve dalgalı bir denize sahip olduğu için bizim tercih etmediğimiz bir plaj oldu.

Agios Prokopios ve Agia Anna Plajları

Agios Georgious’dan sonra sırasıyla gelen bu iki plaj merkeze 6 km uzakta. Eski şehirden kalkan otobüsler ile 15-20 dakikalık bir yolculuk sonrasında ulaşmak mümkün. İki plajda da plaj boyunca şemsiye ve şezlong kiralayan birçok işletme bulunmakta. Plajların yakınında birçok büfe, restoran ve taverna var. Plajların hemen arkasındaki  yol boyunca merkezde kalmak istemeyenler için de birçok pansiyon ve küçük hotel alternatifleri var. Deniz son derece berrak, temiz ve tamamen kumluk. Ayrıca akşam üstüne doğru evcilleşmiş  bir su kaplumbağasının ziyaretlerine ev sahipliği yapıyor. Denk gelirseniz onunla birlikte yüzme şansını elde edebilirsiniz.

Plaka Plajı

Chora’nın  7 km kadar dışında,  12 km’lik uzun bir sahil şeridi. Tıpkı diğer plajlarda olduğu gibi  Chora’dan kalkan otobüslerle ulaşım mümkün. Plaka, büyüklüğüne rağmen adanın en organize plajlarından biri. Kumsal hattı geniş ve kumsal  boyunca şemsiyeyle şezlong kiralayabileceğiniz onlarca   işletme var.  Kumsalın en sonundaki kısım ise gayri resmi çıplaklar plajı. Kıyı boyunca, yol tarafında büfeler, süpermarketler, tavernalar ve restoranlar var. Deniz sakin ve tamamen kumluk. Denizin rengi, berraklığı ve temizliği inanılmaz.  Adada kaldığımız süre boyunca  favori plajlarımızdan biri oldu.

Migri Vikla Plajı

Toplu taşıma ile ulaşımın olmadığı Migri Viklia,  7 km’lik bir kumsal ve bir tepecik ile ikiye bölünüyor. Tepeceğin sağ tarafında kalan 1 km’lik kumsal,  Agios Georgious ile birlikte, adanın  rüzgar  ve kite sörfü için en uygun plajı. Dolayısıyla su sporları ile ilgili pek çok işletme kumsal boyunca sıralanmış durumda.  Tepeceğin sol tarafındaki 6 km’lik kısım ise rüzgardan korunuyor ve deniz oldukça sakin. Çok uzun bir kumsal olmasına rağmen sadece tepeciğin yakınındaki kısımda şemsiye ve şezlong kiralayan bir işletme var. Bu kısmın hemen arkasında  fiyatları uygun, yemekleri lezzetli,  küçük bir taverna var. Aynı zamanda tepeceğin sol yanında, ana plajdan görülmeyen ve  ancak 3-4 kişinin sığabileceği, gizli, küçücük bir kumsal  var. Deniz tamamen kumluk ve kumun cinsinden dolayı hem su bulanmıyor hem de deniz o  müthiş  gökyüzü mavisi rengini alıyor. Tepeciğe yakın kısımlar  şnorkel yapmak  için uygun.

Aliko Plajı

Chora’dan  yaklaşık 16 km uzakta ve toplu taşımayla ulaşımın mümkün olmadığı bir plaj. Yol seviyesinin altında olduğu için arabalar, sahile  üstten bakan, yarım kalmış bir otel inşaatının  arsasına park ediliyor. Buradan da çok kısa bir mesafe yürüyerek sahile iniliyor. Aliko , oldukça korunaklı bir koy. Çevresindeki yerler ne kadar rüzgarlı olursa olsun burada deniz oldukça sakin. Plaj organize bir plaj değil ve yakınlarda büfe, restoran vb. yok. Buraya gelmeden önce su ve atıştırılacak bir şeyler almak lazım. Ağaç gölgesi de olmadığı için şemsiye şart. Deniz,  adadaki diğer yerlerin aksine açık zümrüt yeşili. Aynı zamanda son derece temiz ve berrak. Sahil kumluk olmasına rağmen deniz ilk girişten sonra taşlık. Özellikle koyun sol kolu şnorkel yapmak için ideal.

 

Naxos Adası – Nasıl Gidilir 

Kiklad adaları, Samos, Midilli gibi kuzey Ege adalarının aksine Türkiye’ye uzak adalar. Dolayisiyla bu adalara ulaşım için ilk önce Atina’ya gitmek şart. Neyseki Pegasus’un Atina seferleri ile  erken tarihlerde bilet alarak ucuz bir şekilde bu iş halledilebilir.

Atina’ya indikten sonra adalara iki şekilde gidebilir:

Birinci seçenek Aegean Airlines ile Olympic Airlines’ın ortaklaşa yaptığı seferlerle adaya hava yolu ile ulaşmak. Bu şekilde havalimanından hiç çıkmadan 40 dakika gibi bir sürede adaya varıyorsunuz.  Bu seferler, çift pervaneli , 25 kişilik uçaklarla yapıldığı için  biletler çok çabuk tükeniyor. Özellikle yüksek sezonda gidilecekse biletleri önceden almak şart. Bilet fiyatları biletin alınış tarihine göre 40 euro ile 95 euro arasında değişiyor.

İkinci  seçenek ise Pire Limanından feribotla gitmek. Pire, Yunanistan’ın en büyük limanı ve Mayıs ortasından Eylül ortasına kadar her adaya gün içinde  birden fazla kez feribot kalkıyor. Pire Limanı havalimanına 45 dakika uzaklıkta. Limana, alandan  her 10 dakikada bir kalkan otobüs  ve metro seferleri ile ulaşmak mümkün.

Ana kara ile adalar arasında hizmet veren iki ana feribot firması var :  Nel Lines daha çok konvansiyel diye adlandıralan  büyük ama yavaş feribotlara, Hellenic Seaways de hızlı feribotlara sahip. Konvansiyonel feribotlar için bilet fiyatları 39 euro iken hızlı feribotlar için 56 euro.

Unutulmaması gereken bir başka  nokta da, Yunan adaları, çoğrafi konumlarına göre gruplara ayrılıyor; 2 ayrı ada grubu  arasında feribot seferleri çok nadir. Olanlarda da sadece adaların bazıları için haftanın 1 günü tek bir sefer var. Bu yüzden, gidilecek olan adaların aynı ada grubu içerisinde olması önemli. Hatta aynı grup içerisinde birbirine uzak adalar için de her gün sefer olmuyor. Biz bu açıdan çok şanslıydık. Paros ile Naxos birbirine çok yakın olduğu için hem yolculuğumuz kısa sürdü; hem de gün içinde 3-4 sefer olduğu için istediğimiz zaman gitme lüksüne sahip olduk.

 

ONE OF THE WORLD’S BEST ISLANDS: NAXOS

Naxos, where we spent the second half of our holiday, is one of the most favorable islands to experience a real Greek island.  Having a history of thousand of years with the mountain named after Zeus, the island is the greatest of the Cyclades islands. Naxos has the most beautiful beaches, of not only the Cyclades islands but also the Aegean; and just like Paros, it is quite popular for the wind- and kite surfers due to the continuous north breezes.

The island is ranked as the 1st in the listing of the most beautiful Greek islands and as the 6th in the listing of the most beautiful islands of the world, by virtue of the votes of the ‘Trip advisor’ members; this success is definitely not a coincidence. Naxos deserves these ranks more than enough owing to its gorgeous coasts; bright and clean sea; its ability to be opened to tourism without compromising its texture from the past; its being a junction point of different cultures; the warmth of people; and the cost-efficient accommodation and food prices.

I hope it will never become a branded Greek island, such as Santorini or Rhodes, and it keeps its authentic form as it has.

 

WHERE TO STAY

      It is not quite reasonable to stay in the old city in Naxos. It is a problem to carry your belongings as it is a pedestrianized zone, and also, if you rent a car it is hard to park your car in vicinity since parking is prohibited in many locations. Further, there is noise problem as the places nearby the dock are substantially full of action…

We stayed in a hostel named “Studio Alsos” that is 1-15.5 km away from the old city. It was cheap, clean, and pretty plain. It was also easy to prepare breakfast because there was a small kitchen, including a medium size refrigerator and a countertop stove, within the rooms. There was also a small garden behind the building.  It was also another advantage that there was no parking problem in the neighborhood where the hostel was located. We paid 23 euros per room daily.

The hostels around the beach ‘Agia Anna’ are another alternative, which are a little bit far from the center yet more quiet and within walking distance to the coast. There are many taverns and restaurants along the shore, although to a lesser extent as compared with the center. ‘Agia Anna’ is located between ‘Chora’ and one of the most beautiful beaches of the island, Plaka. There are also many alternatives of restaurants and bars along the way in Plaka. It is a nice alternative for those who would like to have a holiday without renting a car due to the ease of transportation by means of regular bus services.

 

WHERE TO GO

      As I have mentioned before, Naxos is a big island. It is a must to rent a car to travel the island deservedly. We spent one day for the culture tour and explored the villages of the island. Indeed, there are more than 20 villages in Naxos, however we visited 4 villages which we qualified as the most beautiful ones.

Car rental prices are approximately the same among all companies. We paid 225 euros for Ford Fiesta, for which we had full coverage insurance.

 

Chora (Old town)

Being the capital and major port of the island, Chora is one the most beautiful small towns among Cyclades islands. The island had been under the domination of Venice for a long time, after which it was governed by the Ottomans for 300 years. Unlike the islands that are close to Turkey, there are no Ottoman works of art left here. The Ottoman Empire did not engage in the internal affairs of the island as long as the tax was paid and governed the island through Venetians.  Therefore, the old town presents the characteristics of both Cyclades and Venice architecture and consists of two parts: The first part is the castle which is on the top of the town, and ‘Kastro’ which remains within the castle walls. The second part is ‘Bourgos’ which goes down to the dock down the castle walls. Certainly the gates between these two parts are open now.

The dock line of Chora is the place of true action. The restaurants and bars have large, collateral sitting areas along the dock in the pedestrianized zone between the driveway and buildings. This line gets more crowded and chirpy as the driveway passing by these places is closed after 8:00 pm. In the narrow street just upper parallel to this line, there are stores selling souvenirs and the entrances of small restaurants and bars located in the first floor or terraces of the houses on the dock line.

The actual magic of the old city begins as of you go into the dock line. When you go just 2-3 streets up, you enter into an utterly different world. With the quite narrow, maze-like streets through which it is literally hard for two people to walk side by side; low tunnels that connect these streets; attached, two-storey, small white houses; 1000 thousand-year old castle on the top of the town and great mansions with Venice-style yards within the castle walls, Chora is a gorgeous combination of Cyclades and Venice architectures. The greengrocers and grocery stores under the houses; elderly women who have chat and prepare food in the trays they hold at the same time; and the shopkeepers who have siesta in front of their stores and play backgammon… This place is actually a living Greek town where the time has stopped. In addition, there are also cute and small taverns and coffee bars in the old city that are mainly visited by the residents of the island. We went about this place from the top on down by visiting each street at the evening hours. Our tour took approximately forty minutes and we enjoyed it incredibly. Roaming the old city is one of the must-have activities in Naxos.

Another one is to watch the sunset from the small islet where the temple, which was dedicated to Apollo yet left half-constructed, is located. I think there is always a place where people gather and watch the sunset together in all Greek islandsJ   At sunset hours, people get together therein the huge gate, which is the only thing left from this temple and is the symbol of Naxos along with the castle, and watch the setting of the sun, with small bottles of wine and mastic liqueurs holding in their hands. We, of course, performed this ritual and once again understood that Aegean is a very special geography with its nature, culture, sea and people and that the sun set here gives pleasure…

 

Halki

Being 16 km away from Chora, Halki happened to be the old center of trade and governance of the island once. Although some of the two-storey masonry mansions reflecting the richness and power of the old times have been restored, many of them remain neglected. Halki has many places to visit, despite its being a very small village.  One of them is ‘D’eleroi’, i.e. a ceramic workshop considered as being of world standards by the experts. The back of the shop is the workshop, whereas the front is used for exhibiting and selling their own products. There are adorable things, despite the fancy prices. Just right crosswise this place, you face ”The Vallindra Kitron Distilary”, a factory of liquor made of citron using the unchanged traditional methods since 1863 as of which it has been open; you can visit this place free of charge and taste the liquor before buying.  There are also stores selling handcrafts and souvenirs along this street.

There are also options for those who would like to have a break for food and dessert.  You must definitely stop by the square diner under the trees and vine leaves and ‘Glikia Zoi’ (Sweet Life). Halki is pretty empty at the evening hours, whereas it is quite a bit crowded at the noon hours; thus the crowd gets intenser particularly at the exact lunch hour.

Apiranthos

Apiranthos, which was 32 km away from Chora, was our favorite village along with Halki. Being located on a hill dominating the valley and giving a first impression of an ordinary mountain village, Apianthos is actually one of the most adorable villages of Naxos. Bearing the traces of Venice architecture, rather than Cyclades architecture, and the beauty of the masonry mansions are the most significant characteristics. Most streets are completely covered with white marble in Apiranthos also known as the marble village. There are coffee shops and restaurants lined up under the trees in the parts of the village facing the valley and in the small squares. Also there are 1-2 souvenir shops.

Floti

This mountain village, which is 16 km away from Chora and which extends toward the hills, bears all characteristics of Cyclades architecture with the narrow streets, snow-white houses, and their multicolored doors and frames. The village we enjoyed walking around would have impressed us more if it had been the first village we visited; however, it did not impress us so much since we had previously seen the gorgeous places including the old centers of Naxos and Paros. But still, it is worth at least one visit. The most lovely zone of the village is the coffee shops and taverns under the huge plane trees on the main street. It does good when you sit at one of them and have a Greek frappe particularly at summer heats.

 

What to eat

   Eat octopus; drink Ouzo and home-made wine J is our usual answer to ‘What to eat?’ question. As a matter of fact, we got enough of sea food, especially octopus, and mom made fries (thanks to Nilüfer) during this holiday.  Naxos has a much more crowded and cosmopolitan center. That’s way there are many options regarding food. Classical Greek cuisine; fish, Italian, and even Chinese restaurants…

It goes without saying that we, as usual, preferred the taverns and fish restaurants in such a Greek island. We did not change our eating preferences in this island as well. We ordered Greek salad, grilled octopus, grilled squid, one portion of grilled fish, 1 side dish and, of course, double mom made fries J as well 1 liter home-made wine or 40cc Ouzo. We never paid more than 15-18 euros per capita and we were full when we left the tables at every turn. Desserts were serviced as a treat as usual.

Meze 2

Meze is one of the most popular restaurants in the island and has two branches, one being in Plaka and the other one in Chora dock. Meze 2 is the restaurant located at the end of the Chora dock.  Although it was the second week of September, it was completely full at dinner times; it is hard to find a seat without booking at dinner times during high season. It was praised so much that we kept our expectations high; although it was definitely above the average in taste, we liked the other restaurants much more.

Irinis

One of the restaurants located at the beginning of the dock line, Irini’s, was one of our favorite restaurants in Naxos along with the craftsman diner. The portions were filling, with the octopus and squid grilled just the way we wanted; they were well cooked in addition to the maintained wetness.  Overall, everything we ate here was delicious with service being fast despite the crowd.  Serving the silky home-made wine that they make using the grapes of their own vineyard was also another favorable trait. It is definitely necessary to make reservations at dinner times, particularly.

The craftsman diner

This diner, of which I could not find the name of it however thoroughly I looked into my notes, provides service under Europcar in the building behind the tavern Deoudas.   Being in the center “Chora”, this diner owns a menu mainly consisting of the traditional Greek cuisine and grilled meat that are cooked daily. In this clean family-run place reminding the craftsman diners in Turkey, the portions are big, foods are delicious and prices are fair. They are successful at preparing conventional Greek food such as moussakka; they grill meat like steak with a fair price/performance ratio besides the delicious taste.  This place is above the road level, so you can have your meal against a beautiful view during the sunset. We ate mostly at Irini’s or this place for the duration of our stay in Naxos.

Glikia Zoi (Sweet Life)

This shop located just across the gallery ‘L’Olivier’ is famous for its home-made desserts. The desserts are made daily by the owner of the shop using completely natural ingredients. Unfortunately, it is not possible to find each dessert every day since they are not fabricated. Every dessert we had here was very delicious, but the berry cheese cake was more than delicious. If you run into, you should definitely give it a shot. It still remains as the most delicious cheese cake I have ever eaten in my life. Although we stopped by here two more times just for the cheese cake, we could not eat it as it was not made on those two days.

The square diner

This diner located in the square just before the sweet life in ‘Halki’ town does not have a name. Otherwise, we could not see it J  One cannot not skip this one as Halki is a very small village. The diner under a big plane tree is particularly crowded at the noon hours. The menu is mainly based on conventional Greek cuisine and varieties of grilled meat.

 

BEACHES

An extraordinary sea of crystal clarity in all hues of blue and green with lengthy sandy beaches. Just like the other surrounding islands, it is not easy to get disappointed about the sea here in Naxos.  Considering the size of the island, there is actually limited number of beaches to go swimming. The main reason is that a large part of the eastern and northern coasts of the island is rocky. The beaches in limited number in these parts are affected by breezes, and thus windy with the waters being rough.  The main beaches to go swimming are located at the west and the south parts of the island.

There were a lot of small beaches in Paros. But in Naxos there are fewer beaches which are bigger. Most of these beaches are organized. In organized beaches 2 beach chairs and 1 umbrella cost 5 Euros and this price is standard across the island.  If you don’t want to give money for beach chair and umbrella, but it is free to sit under trees and your own umbrella as usualJ  It is necessary to keep an umbrella to use in unorganized beaches far from the center.

The beaches that are located at the west side of the island are very close to Chora. It is possible to arrive at these beaches using buses which frequently take off from the center or cabs at affordable prices.  In order to tour this island easily and to go beaches which don’t have no public transportation, we rented a car again.

Agios Gergious

It is one of the water sport centers in this island along with ‘Mikri Viglia’. It is the easiest beach to reach as it is just outside Chora. There are convenience stores, taverns, and stores which rents equipment for water sports. Generally it’s always windy and with it’s rolling sea, this is not the beach we would prefer.

Agios Prokopios & Agia Anna

The two beaches, lined up passed Agios Georgious, are 6 kilometers (3.7 miles) further from the town center. They are conveniently reached within 15-20 minutes via the buses that depart from the old city. You can find many establishments along the beach that rent out umbrellas and chaise lounges. Near the beaches there are many cafes, restaurants and taverns. For those wanting to stay in the city center there are many lodgings and small hotel options along the road, behind the beaches. The sea is uttermost clear, clean and sandy.  Furthermore the beach hosts a domestic turtle that strolls towards afternoon. If you come across the turtle you may even get the opportunity to swim together!

Plaka

Plaka, 7 kilometers (4.3 miles) outside of Chora, is a 12 kilometers (7.4 miles) long coastline. Just like other beaches it is possible to reach the beach via buses taking off from Chora. Despite its grandeur Chora is one of the most organizes beaches of the island. The coastline is broad and there are managements to rent out umbrellas and chaise lounges throughout the beach. At the tag end of the beach there is an unofficial nudist beach. Along the coastline there are many cafes, supermarkets, taverns and restaurants located. The sea is calm and fully sandy. The color, clarity and cleanness of the sea are unbelievable. During out stay in the island it became to be one of our favorite beaches.

Migri Vikla

The 7 kilometer (4.3 miles) long beach, Migri Vikla, which is out of reach via public transportation, is divided by two hills. The 1 kilometer (1.6 miles) long beach that is located on the right side of the hill is one of the best beaches – along with Agios Georgious (ayios – aya – yorgi) fit for windsurfing and kite surfing. Therefore there are many establishments, alongside the beach, concerning water sports. The left side of the hill there lays a 6 kilometer (3.7 miles) long beach that is protected from the wind and has a rather calm sea. Though the beach is pretty long the only place available for renting umbrellas and chaise lounges is located near the hill. Right behind this section there is a little tavern which has delicious food with reasonable prices. Also, not visible from the main beach, on the left side of the hill there is a hidden, little beach only 3 or 4 people can fit. The sea is fully sandy and due to the quality of sand the sea is not muddy and it reflects the color of the amazing blue sky. The parts close to the hill are fit for snorkeling.

Aliko

The beach is approximately 16 kilometers (10 miles) from Chora and is not reachable via public transportation. Because it is below the road level parking is only available on the construction site of a half built hotel, looking at the beach from above. From that point, the beach is within a very short walking distance. Aliko is a very sheltered bay. Though the surrounding bays can be very windy Aliko has a rather calm sea. The beach is not an organized place and there are no cafes or restaurants around. When coming here water and snacks should be brought. Because there are no trees to provide shadows umbrellas are a must. The sea here, unlike the other beaches on the island, is light, emerald green. Also it is very clean and clear. Though the beach is sandy, after entering the water the terrain is stony.  Especially the left side of the bay is ideal for snorkeling.

 

HOW TO GET THERE

Unlike North Aegean islands, including Samos and Lesbos, Cyclades islands are far from Turkey. Therefore, you must go to Athens in order to arrive at these islands. Fortunately, it is possible to solve this on the cheap by buying tickets early for Athens flights from Pegasus.

After landing in Athens, you can go to the islands using two ways:

The first option is to reach the island by air using the common flights of Aegean Airlines and Olympic Airlines. You can arrive at the island in a short time as 40 minutes without leaving the airport.  These flights are performed in twin propeller planes with a capacity of 25 people, thus the tickets are sold out quickly. Particularly it is essential to buy the tickets in advance in case of traveling during high season. Ticket prices range from 40 euros to 95 euros depending on the date of purchase of the ticket.

The second option using the ferry services from the Pire Port. Pire is the greatest port of Greece and has several daily ferry services to the island from the middle of May up to the middle of September. Pire Port is 45 km away from the airport.  It is possible to reach the Pire Port from the airport using the buses taking off every 10 minutes or using the subway.

The ferry is divided into two types: One of them is large yet slow ferries called conventional, and the other one is those similar to the fast ferries operating between Yenikapı and Bandırma. Ticket price is 39 euros for the conventional ferries and 56 euros for the fast ferries. The trip takes approximately 3.5 hours by the fast ferries, whereas it may increase up to 6 hours using the conventional ferries.

 Another fact not to forget is that Greek Islands, due to their geographical positions, are divided into two groups; the ferry rides between the 2 island groups are very rare. The rides available happen only a day a week and once in that day. Therefore it is vital that the planned vacation happen within the same group of islands. Moreover the ferry rides between far islands are not held daily. We happened to be very lucky on that matter. Because Paros and Naxos are close in distance our journey took a little time. Because there are 3-4 ferry rides held daily between the two islands we had the luxury of taking off whenever we desired.

 

 

 

 

NAXOS ADASI REHBERİ” üzerine bir yorum

  1. Ben gitmiş kadar oldum okuduktan sonra, buralara gitmeden bir araştırma yapmama gerek kalmadı, daha fazla ülkeye gitmeni ve farklı şehirlerden gördüklerini paylaşmanı beklioruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir