KAŞ
Kesinlikle Türkiye’nin en güzel yazlık kasabalarından biri olan Kaş’ın bulunduğu coğrafya da bir doğa harikası. Kaş’a ilk defa 2008 yılında gitmiş ve kalbimizi orada bırakmıştık. Kristal berraklığında denizi, muhteşem doğası ve ulaşımın zor olmasından dolayı iyi korunmuş olması en çok hoşumuza giden yanlarıydı.
Kaş-Nerede kalınır
Kaş’da merkezde yada merkeze 5 km uzaklıktaki Çukurbağ yarımadasında kalabilirsiniz. Yarım adada daha çok harika manzaralı lüks butik oteller var. Her otelinde kendine ait bir plajı veya iskelesi var. Kaş’ın genelinde olduğu gibiburada da deniz harika. Fakat biz her gidişimizde merkezde kalmayı tercih ettik. Yarımada ne kadar güzel olursa olsun sonuçta otele bağımlısınız. Oysa merkez her daim hareketli ve yeme-içme konusunda bir çok opsiyon sunuyor. Biz 2 gidişimizde de Ferah Hotel’de kaldık. Küçük çakıl mevkiindeki otel Çınarlar Beach’in tam karşısında. Otelin önünde küçükte olsa park yeri var.
Kaş -Nerelere Gidilir Ne yapılır
Kaş Merkez
Ne yazık ki her sene tepelere doğru giderek artan bir yapılaşma söz konusu olsa Kaş’ın eski kısmı göreceli iyi korunmuş. Cumhuriye meydanı, ve uzun çarşının çevresi Kaş’ın en popüler noktaları. Bu kısımları sokak sokak gezmenizi tavsiye ederim. Kaş’ın en sevdiğimiz yanlarından biri, en azından bu son tatilimize kadar, yeme-içme mekanlarının hepsinin biribirinden kaliteli olması. Bu kadar küçük bir alanda bu kadar fazla alternatif bulabileceğiniz başka bir yer var mıdır bilmiyorum.
Kalkan
Türkiye’de en güzel kasabalardan biri olan Kalkan’ı her zaman olduğu gibi ilk önce İngilizler keşfetmiş. Zaten kasabadaki bütün fiyatlandırmalar da İngilizler’e göre yapılmış 🙂 Dolayısıyla bir hayli pahalı bir tatil beldesi. Günü birlik uğradığımız Kalkan’ın özellikle sahil hattını çok beğendik. Sahil boyunca restoranlar ve barlar pahalı olsa da kasabanın içinde daha ekonomik yerler mevcut.
Meis adası
Kaş’ın sadece 1,5 mil uzaklığındaki Meis Adası favori tatil destinasyonlarımızdan biri. Kaş’a kadar gelmişken bu masal adasında en azından 1 gün konaklamanızı tavsiye ederim. Meis’le ilgili daha detaylı bilgi için bu yazımı okuyun.
Kekova Tekne Turu
Kekova tekne turu, Kaş’da mutlaka yapılması gereken aktivitelerden birincisi. Kekova bölgesi sit alanı olduğundan çok iyi korunmuş adeta cennet gibi bir yer. Kaş merkezde bir çok firma tekne turu satsa da, tekneler Kaş’a yarım saat mesafedeki üç ağız köyünden kalkıyor. Tur fiyatları teknenin büyüklüğüne ve yeniliğine göre 70 ile 85 TL arasında değişiyor. Biraz pazarlıkla bölgenin en yeni ve büyük teknesi için kişi başı 80 TL verdik. Fiyata doyurucu ve lezzetli bir öğle yemeği de dahil, içecekler ise ekstra idi.

Eğer, 5 veya daha fazla kişiyseniz bir tura katılmaktansa tekne kiralamak en güzel alternatif. 2 sene önceki gidişimizde Haziran ortası olduğu için kişi başı 65 liraya tekne kiralayabilmiştik. Yola çıkmadan önce de köyden balık, salatalık malzeme ve içeceklerimizi almıştık. Durali kaptan bizi tur teknelerinin gitmediği koylara götürmüş ve harika bir balık ızgara yapmıştı.
Özel turun en güzel tarafı istediğiniz yere gidebilmeniz ve koylarda istediğiniz kadar kalabilmeniz. Hele bir de sezon dışı olursa cennet gibi koylarda sadece siz veya en fazla bir iki tekne daha oluyor. Tabi yüksek sezonda böyle bir şansınız yok.
Batık Şehir
Kekova adası üzerinde bulunan şehrin büyük bir kısmı 2. yüzyılda yaşanan büyük depremde sulara gömülmüş. Tekne batık şehrin kıyısı boyunca devam ederken, altınızda kıyıdan denizin içine doğru devam eden merdivenleri, olduğu gibi batmış bir limanı ve çeşitli yapıların kalıntılarını görüyorusunuz. Dünyada böyle bir ikinci yer var mıdır bilmiyorum. Burayı gezerken etkilenmemek mümkün değil.
Kaleköy
Bu küçücük köy, hayatım boyunca gittiğim en özel yerlerden birisi. Köyün tarihi milattan önce 4. Yüzyıla kadar gidiyor. Büyük depremden önce küçük bir Likya şehri olan köy, karadan ulaşımının olmaması ve sit alanı olması nedeniyle çok iyi korunmuş. Köyün toprak yollarında rengarenk çiçeklerin ve taş evlerin arasından dolaşmanızı ve köye günümüzdeki adını veren tepedeki kaleyi ziyaret etmenizi mutlaka öneririm.

Kaleye çıkarken köyün daracık sokaklarında, ağaç altlarında güleryüzlü, genç kızlar,nineler birlikte el emeği göz nuru yazmalar, elbileseler ve takılar satıyorlar. Yaz sıcağında tepeye çıkış çok kolay olmasada, kalenin tepesindeki Kekova manzarası inanılmaz. Özellikle gün batı mı saatlerinde daha da güzel oluyor. Ayrıca köyde bulunan A.N.K.A kafenin terasından bir yandan Kekova’nın eşsiz manzarasını izleyip bir yandan geleneksel yöntemlerle yaptıkları müthiş lezzete sahip dondurmaları yiyebilirsiniz. Özellikle şeftalili olan efsane 🙂
Koca Karı Koyu
Genelde tur teknelerinin uğramadığı bu geniş koyun çevresi de yemyeşil. Akvaryum ve Çamlıkla birlikte bölgenin en güzel denizine sahip. Bazı yerleri kayalık olduğu için şnorkel yapması da zevkli.
Akvaryum Koyu
Tartışmasız bir şekilde bölgenin en güzel denizi burada. Burası aslında denizin ortasında bulunan, birbirine paralel iki kaya parçasının arasında kalan bir alan. Turkuaz ile açık yeşil arasında ki su tek kelimeyle inanılmaz.
Tersane Koyu
Akvaryum’un hemen yakınındaki tersane koyu oldukça küçük. Bizans döneminde gemilerin yapıldığı bir koy olduğu için tersane adıyla anılıyor. Koy çok kalabalık olduğundan burayı pas geçerek devam ettik. Daha önceki gelişimizde girdiğimiz bu koyun açıkcası neden bu kadar popüler olduğunu anlayamadım.
Çamlık koyu
Akvaryum’dan sonra en beğendiğimiz koy oldu. İnce uzun ve dar bir koy olan Çamlık, adını çam ağaçları ile çevrili olmasından alıyor. Tıpkı Akvaryumda’ki gibi berrak ve tertemiz bir denize sahip olsa da su alti kaynak sularından dolayı bazı yerlerde görüş düşük.
Saklıkent Kanyonu
Saklıkent kanyonu, Kaş’a 1,5 saat mesafede olan bir doğa harikası. O seneki yağış miktarına ve gittiğiniz mevsime göre kanyondaki su seviyesi değişkenlik gösteriyor. Biz gittiğimizde su seviyesi zaman zaman boyumuzu aşıyordu ve debili akıyordu. Buna rağmen kanyon boyunca bir hayli ilerledik. Şimdiki aklımız olsa hiçbirimizin o kadar ilerleyebileceğini düşünmüyorum. Hala bir yerimizi kırmadan nasıl geri döndük şaşarım 🙂
Üstünüz başınız defalarca ıslanacağı ve giydikleriniz zarar görebileceği için en kötü mayo ve tişörtünüzü giymenizi tavsiye ederim. Ayrıca yanınızda mutlaka deniz ayakkabısı götürün. Parmak arası veya normal terliklerle kanyonda ilerleme şansınız yok.
Yamaç paraşütü
Kaş’a ilk gidişim olan 2008 senesinde yaptığım bir aktivite idi. Kaşın arkasında yükselen Babadağ’dan havalanıp Kaş semalarında yarım saat uçtukdan sonra mendireğe inmiştik. Sevgili dostum Mehmet’in inişi sorunsuz iken, biz iniş noktasını kaçırmış, arkadan paraşüt selesini tutanlar sayesinde, yere yuvarlanak inmiştik. Tutamasalardı büyük ihtimalle bir yere çarpıp duracaktık 🙂
Dalgıçlık
Kaş Türkiye’nin en iyi dalış destinasyonlarından biri belki de birincisi ve dalış brövesi olanlar için bir cennet. Ayrıca, bröveniz olmasa bile hoca eşliğinde dalış yapabilirsiniz. Kaş merkezde dalış için bir çok alternatif bulabilirsiniz. Ayrıca Cumhuriyet meydanında dalış ile ilgili nerdeyse her tür malzemelerin satıldığı dükkanlar da var. Kaş açıklarında su altı kanyonunda yaptığımız dalış inanılmazdı. Hoca eşliğinde dahi olsa çok zevk almıştık. Eğer dalış korkunuz yoksa mutlaka denemenizin tavsiye ederim.
Kaş – Ne Yenilir Ne İçilir
Ne yazik ki Kaş’ın aldığı son durum nedeniyle bir şeyler yemek içmek, gerçekten cesaret istiyor 🙂 En son iki sene önce geldiğimizde, yeme-içme konusunda çok memnun kalmıştık. 5 kişi gittiğimiz o tatilde, kişi başı 65-70 liradan fazla ödememiştik. Bu fiyatın içinde bir büyük rakı, salata, 5-6 çesit meze ve ortaya söylediğimiz iki porsiyon balık vardı. Kısacası masadan hem gözümüz hem de midemiz doymuş bir şekilde kalkıyorduk.
Bu sene ise bambaşka bir Kaş ile karşılaştık. Hem porsiyonlar küçülmüş hem de fiyatlar uçmuştu. Belki ülkemizin 15 Temmuz’da yaşadığı olayların etkisiyle turist sayısı beklediklerinin altında kaldı; yada Kaş’ın son yıllarda en popüler tatil yerlerinden biri haline gelmesinden dolayı fiyatları arttırdılar. Hangi nedenle olursa olsun fiyatlar ciddi anlamda pahalı ve ödediğiniz paranın karşılığını alamadığınızı hissediyorsunuz.
Bir gece Meis’de kalınca bu farkı daha da iyi anladık. Büyük porsiyonlar, uygun fiyatlar ki Meis bir kıstas değil, çünkü birçok malzemeyi Türkiye’den temin ediyorlar. Bu yüzden de diğer Yunan adalarına göre bir tık daha pahalı. Buna rağmen Meis’de yediğimiz ahtapot salatasından Türkiye’de 3-4 porsiyon çıkarırlar 🙂
Üzüm kızı
Harika bir manzaraya sahip; terasından, özellikle gün batımında, Meis’e karşı yemek yemek inanılmaz keyifli. 1 bir duble rakı, 1 kadeh şarap, sütte dil balığı, karides, kuru patlıcan dolması, çiğ köfte, peynir ve kavun için 140 lira hesap ödedik. Sütte dil balığı ve karides söğüş lezzetli ama porsiyonları çok küçüktü. 4 sıkım etsiz çiğ köfteye 35 lira yazmaları sözün bittiği yerdi.
Tzatziki
Kaş’ın bir başka popüler restoranı. En az iki gün önceden yer ayırtmanız lazım. Açıkcası biz niye bu kadar popüler olduğunu anlayamadık. Işıklandırması dışarıdan çok güzel ve dikkat çekici görünse de, yediğiniz yemeği dahi zor görüyorsunuz.
Salata, balık kokoreç, midye dolma içi, soya soslu uskumru ve levrek marin yiyip, iki kadeh şarap içtik. Toplamda 140 lira hesap ödedik. Yediğimiz tüm mezelerin porsiyonu oldukça küçüktü. Spesiyallerinden balık kokoreçin sunumu cok guzel olsada tadını pek beğenmedik. Ayrica 35 liralık fiyatı ile cep yakıyordu. Soya soslu uskumru ve levrek marin ise lezzetliydi.
Bahçe
Anlayamadığımız bir şekilde en az hesap ödediğimiz restoran oldu 🙂 Tzatziki’nin hemen yanındaki güzel bir bahçe’ye sahip restoran ferah ve aydınlık ortamı ile dikkat çekiyor. Restorana girerken hemen solunuzdaki meze dolabından istediğiniz mezeleri seçtikten sonra yerinize oturuyorsunuz. Fakat yoğun saatlerde eleman azlığından dolayı servis aksıyor.
Samuna
Fiyat-performans ve lezzet oranıyla en memnun ayrıldığımız restoranlar dan biri oldu. Ortalama üstü lezzete sahip, büyük porsiyonlu ev yapımı makarnaları ve değişik mezeleri ile gönlümüzü feth etti. İki ev yapımı makarna, iki meze ve iki kadeh şarab için 100 lira hesap ödedik. vişne şarabını çok beğendik. Tavsiye ederim.

Mama’s Kitchen
Beğendiğimiz bir başka yer oldu. Çok aç olmadığımızdan sadece anne işi köfte, patates, 2 çeşit meze için ve alkolsüz içecek sipariş ettik ve 65 lira hesap verdik.

Büyük Çakıl
Plajı işleten mekan ile konuşup, akşamüstü herkes gittikden sonra kumsala masa atıp atmayacaklarını sorduk, sağolsunlar kabul ettiler. Kumsalda sadece biz vardık. Bir yandan Kaş’ın harika gün batımı, bir yanda kıyıya vuran dalgaların sesi. Hayatım boyunca en keyif alarak yediğim yemeklerden biriydi. Özellikle gün batmadan 1 saat önce gitmenizi tavsiye ederim.

Kaş-Plajlar
Aksini belirttmediğim sürece Kaş’da plajlara giriş ücreti yok. Daha doğrusu bir şeyler yiyip içtiğiniz zaman giriş ücreti almıyorlar. Zaten günün büyük bir bölümünü geçirdiğiniz için mutlaka bir şeyler yiyip içiyorsunuz 😉
Liman Ağzı – Bilal’in yeri
Kaş merkezden kalkan küçük teknelerle yada tarihi Likya yolundan yürüyerek ulaşacağınız liman ağzı, cennet gibi bir yer. Ağustos sıcağında Likya yolunu kullanmak istemediğimiz için tekneleri tercih ettik 🙂
Merkezden kalkan tekneler sırasıyla 4 plaja da uğruyor. Hangisinde kalmak isterseniz o plajın iskelesinde iniyorsunuz. Gidiş dönüş ücreti kişi başı 20 lira. En popüler Plajlar Bilal ve Nuri’nin yeri.
Liman ağzının en kötü yanı akıntı durumuna göre suyun büyük değişiklik göstermesi. Pırıl pırıl harika bir denizde de yüzebilirsiniz, durgun ve hafif bulanık bir suda da yüzebilirsiniz. Geçen gidişimizde Nuri’nin yerinde su durgun ve kıyıya yakın yerlerde bulanık olduğundan bu sene Bilal’in yerine gittik. Bu gidişimizde her iki yerde de deniz muhteşemdi. Tıpkı hidayet koyunda olduğu gibi caretta caretatlarla birlikte yüzdük.
Bilal’in yerinde zeytinyağlı sarma, patates kızartması, avcı böreği, salata, iki soğuk kahve, bir bira, bir narlı kokteyl için 140 lira hesap ödedik. Açıkcası yediğimiz yemeklerden hiç memnun kalmadık. Patates kullanılan yağdan ötürü yenemeyecek kadar acı, sarma kuru, salatada kötüydü. Bir tek avcı böreği için eh işte diyebilirim. Ama deniz ve ortamın huzuru inanılmaz.
Hidayet Koyu- Bianca Beach
Kesinlikle Kaş’da girdiğimiz en güzel denizdi. Gitmeden önce sosyal medyada ve internette plajı işleten işletme ile ilgili pek çok olumsuz yorum okuduk. Ama koyu merak ettiğimizden gitmeye karar verdik. İyi ki de gitmişiz.
Plaj üzerinde bulunan tesis yeni ve şıktı ama Kaş’ın Ama alan darlığı ve talep fazlalığından dolayı yer bulmak için erken saatlerde gitmeniz lazım. Aksi halde şezlongların arkasında kalan çimlik alana havlunuzu serebilirsiniz. Eğer yer bulabilirseniz 🙂 Yoğunlukdan dolayı servis zaman zaman aksasa da, çalışanlar iyi niyetliydi. Deniz tek kelimeyle harika idi. Limanağzı ile birlikte Kaş da girdiğimiz en güzel denizdi. Ayrıca deniz kaplumbağaları ile yüzmek de ilginç bir deneyim oldu.
Küçük Çakıl
Kaş merkezde yer alan dünyanın en küçük plajı olabileceğini düşündüğüm Küçük Çakıl aslında bir halk plajı. Ama plaj o kadar küçük ki en fazla 8-10 kişi plajda uzanabilir 🙂 Küçük Çakılın asıl olayı plajın iki yanından denize uzanan kayalıklar üstüne kurulan plaj tesisleri. Taraça şeklinde olan bu tesisler oldukça büyük ama denize ancak platformlardan girebiliyorsunuz. Derya ve Çınarlar küçük çakılda bulunan iki beach. Biz bu sene Derya Beach’i tercih ettik. Şezlonglar arasındaki mesafe az fakat kalın minderleri ile oldukça rahattılar. Derya Beach taş fırında yaptıkları pizzaları ile meşhur.Kalabalığa rağmen servis hızlıydı ve yemeklerin lezzeti ortalamanın üstündeydi.
Büyük Çakıl
Küçük Çakıl’a göre daha büyük olsa da küçük bir plaj. Genelde dalgalı ve dalgadan dolayı su bulanıyor. Dalgasız günleri ne kadar keyifliyse dalgalı günleri de bir o kadar keyifsiz. Bu gidişimizde su dalgalı ve bir hayli bulanıktı. Onun için rotamızı tekrardan Derya Beach’e çevirdik.
Kuzeybatı Beachleri
Limanın öbür yanında tıpkı Küçük Çakıl mevkiinde olduğu gibi yanyana beachler var. Sabah çok erken saatler haricinde dalgalı olduğu için buraları tercih etmedik.

Kaputaş Plajı
Türkiye’nin yurt dışı tanıtımlarında Ölüdeniz’le birlikte en çok görseli kullanılan plajı. Yukarıdan bakarken 3 renk geçişini görebildiğiniz muhteşem deniz sizi bekliyor. tek kötü yanı her daim ama az ma çko dalgalı olması. 2 sene önceye küçük bir büfe haricinde organize olmayan bir plajdı ancak kendi şemsiyelerinizi getirip oturabiliyordunuz. Bu sene belediye şemsiye şezlonglar koymuş; bir tane de büfe yapmış. Açıkçası bana göre doğal hali çok daha güzeldi.
Patara Plajı
Adını hemen arkasındaki Patara antik kentinden alan plaj, 18 km’lik uzunluğu ve yer yer 250-300 metreye varan genişliği ile Akdeniz’in en güzel plajlarından biri. Ayrıca Caretta Caretta cinsi kaplumbağaların yumurtlama alanı olmasından dolayı koruma altında. Plajı tek kelimeyle görkemli. Ne yazık ki aynı şeyi denizi için söyleyemeyeceğim. Bu plaja farklı zamanlarda 3 kere gittim ve deniz her seferinde dalgalı ve bulanıktı. Ayrıca öğle saatlerinde anormal sıcak olduğu için akşam üstüne doğru gitmenizi tavsiye ederim.
Kaş’a Ne Zaman Gidilir
Kaş’a gitmek için en güzel zaman Haziran ve Eylül ayları. Hem yoğun kalabalıklardan uzaksınız hem de hava sıcaklıkları katlanılabilir düzeylerde. Ayrıca fiyatlarda yüksek sezona göre biraz daha uygun.
Kaş’a Nasıl gidilir
Kaş’ın doğasının bu kadar iyi korunmasının ana nedeni ulaşımın zor olması 🙂 Kaş’a arabayla yada hava yolu + transfer şeklinde ulaşabilirsiniz. İlk gidişimizde İstanbul’dan arabayla gitmiş ve yorgunluktan bitmiştik. Daha sonraki iki seferde arabayla ulaşım oldukça yorucu olduğu için hava yolu + araba kiralama, hava yolu + transfer opsiyonlarını tercih ettik.
Hepsini denemiş birisi olarak, eğer Kaş çevresini gezmeyeceksiniz, Dalaman Havalimanı + transfer en rahat ulaşım şekli.
Super!! Senin bir drone camera alma zamanin gelmis artik. Ozellikle Kaputas plajina yamactan bir inis muthis olur.
Ara ara bir drone almak için inanılmaz bir istek duyduğumu inkar etmeyeceğim 🙂 ama her seferinde, hali hazırdaki ekipmanımın üstüne, birde drone taşımak istemediğim için vazgeçiyorum.